Telif deyince aklıma Edison -Westinghouse – Tesla üçgeni gelir. 

Elektrik Savaşları adlı filmi de yapılan bu üç insanın 1800’lü yılların sonundan 1900’lere taşınan amansız teknoloji hırsızlığı bütün okullarda okutulur. (Özellikle enerji piyasası yakından tanır.)

Ama konumuz bu üç karakter değil. Konumuz telif. 

Şayet ampulü bulan T. Edison aynı zamanda sinema makinasını da bulup (Fransa, Danimarka, Almanya, İngiltere eş zamanlı icatlardı) Amerikan sinema endüstrisine açtığı telif davasını kazansaydı bugün Los Angeles şehrinde kurulan Hollywood belki de Meksika’da olacaktı (Bakınız Hollywoood tarihi!)

2. Dünya savaşı atlatmış medeniyetler bunlarla uğraşırken bizdeki ilk telif yasası 1951 yılında çıkıyor. 

Yasa teklifini hazırlayan kim?  

Uzun yıllar ülkemiz üniversitelerinde görev yapan ERNEST HIRSCH.

Yasa var ama meslek birliği yine yok. 1986 yılına dek…

Meslek birlikleri kurulma tarihidir 1987. 

SESAM, MESAM gibi. Ancak hak sahipleri adına halen bir mali akış sağlanamamaktadır.

1995 yılına dek.

1995 yılında Avrupa Birliği Uyum Yasaları’na dayanarak bizde de yasal düzenlemeye gidiliyor. Mali haklar, Fikri haklar ayrıldığı gibi, hak sahipleri de tanımlanıyor. Bu arada yasa öncesi 20 yıllık korunma süresi yani “kamuya mal olma” 70 yıla çıkarılıyor.

2001 yılında Meslek Birlikleri düzenlemesine yine bir ayar getiriliyor.

2004 de Edebiyatçılar için yine bir düzenleme geliyor.

2020 yine bir düzenleme.

2022 yılında yine bir düzenleme ve genelge.

Çok karıştı değil mi?

Toparlayayım.

Bugün müzik eserleri için meslek birlikleri gayet güzel bu işi kotarmış durumdalar. Üye olduğunuz meslek birliği sizin hak takibinizi yapıyor ve hesabınıza düzenli ödemeyi geçiyor.

Peki sinema sektörü?

1995 yılından bu yana bunca meslek birliği varken henüz hak sahiplerinin tek kuruş takibini yapıp 1 kuruş katkıda bulunamadılar. 

Neden?

Gelecek yazıda Kemal Sunal davası, yerel mahkeme ve yargıtay bozma kararı üzerine 

Sevgiyle Dostlukla…

TELİF HAKLARI ÜZERİNE – 2