Yaz bitti.

Ne hızlı bitti ama…

Yaza hazırlanmak ile yazı bitirmeye hazırlanmak farklıdır. 

Birinde coşku diğerinde hüzün oluyor. En azından bende böyle.

30 Nisan’da açtığımız yazlık kapısını 3 Ekim sabahı kapattık.

Sinemayı, salonları, mahallemizi ve boğazı özlemişim. 

İtiraf edeyim büyük perdede ve o muhteşem ses düzeninde film izlemenin tadını daha çok özlemişim. 

Geldiğimin ertesi günü Mustafa Kemal üzerine bir animasyon filmine davet aldım ama bu yazının konusu değil.

Yazının konusu FERZAN ÖZPETEK – ELMASLAR…

Sonda yazacağımı başında yazayım. 

Belki de HAMAM sonrası çektiği onca filmin içinde en iyisi derim.

Dar bir mekânda kamera kullanımı, müziği, hikâye ve birbirinden bağımsız karakterlerin iç içe geçmiş arka planlarını bize öyle güzel aktarıyor ki…

ELMASLAR bir kadın filmi.  

Kadınlardan tarafa bir film. Kadınların dünyası ve kadınsı bir film.

Böylesine güzel bir filmin Türkiye’de on ay sonra gösterime girmesinin bir nedeni vardır elbet. 

Ferzan Özpetek, kendine de rol vermiş. Belki kendi başından geçen bir film sürecinin hikâyesi. Belki de filmde kostüm siparişi veren yönetmenlerden biri kendisi. Ne çok belki var ama siz sadece filmden keyif alın derim.

Sinema sektörü 36. yılım bitmek üzere. Hep dediğim gibi “sinema yoğun emek ve sermaye isteyen bir iş koludur.”

ELMASLAR da tam bunu anlatıyor. Sanat Yönetiminin bir dalı olan kostüm, kumaş, terziler, tasarım, prova, manken ve arka planda yaşananlar. 

Filmin özetini burada anlatmayacağım.

36 yıldır hiç anlatmadım. Bu size saygısızlık. Şayet merak uyandırabilmişsem zaten araştırırsınız. 

İtalyan hayat tarzı, İtalyan kadınları, evlilik ve aile bağları, bir filmin mutfağını (arka tarafını) merak ediyorsanız her biri elmas olan bu kadınların ELMASLAR filmini izleyin derin.

Filmin de anlattığı gibi “Bırakın herkes en iyi bildiği işi yapsın!”

Sevgiyle – Dostlukla

Nizam Eren yazdı: Ferzan Özpetek’in ELMASLAR’I