Merhaba!

Bir önceki yazımı okumayanlar için bu yazı eksik kalacaktır. Sizden ricam bütünsellik açısından satırları okumaya başlamadan bir önceki “Devlet Yalan Söyler Mi?” yazıma dönmeniz.

Tutuklanan gencin neden tutuklandığına dair elbette kasaba ve civar köylerde dedikodu o kadar büyüdü ki, gerçek gerçek olmaktan çok ötelere taşınmış ve efsaneler, anneler tarafından minik çocuklara uyusun diye anlatılmaya başlanmıştı.

Bekçi “Elimden kaçırdım, hatta üzerinde kahverengi mont vardı” demişti karakolda ve mahkemede. 

Gerçekten çocuğun kahverengi montu vardı ama o gece giymemişti. Tesadüf bu ya, o gece parlak açık kurşun rengi yağmurluk giymişti. 

Koca devlet yalan söylemezdi! 

Bekçi devletti. “Elimden kaçırdım” diyorsa doğrudur. 

Biraz geriye gidelim şimdi. Filmcilerin dediği dilde flash back yapalım.

Tutuklanan çocuk, yazları kendi kahvesinde garsonluk yapar okul harçlığını ve takım elbisesini ayakkabı gömlek parasını kazanırdı. Bu ortaokul 1. sınıftan bu yana böyleydi. 

Tutuklanmadan önceki yaz yine garsondu.

Bir adam gelip çay içiyor ve parasını ödemeden gidiyordu.

Üçüncü kez gelmişti adam. Yine çay istedi. Çocuk yine servis yaptı. Adam yine ödemedi. 

Bu kez çocuk adama “Abi siz kimsiniz? Üçüncü kez çay içip parasını ödemeden gidiyorsunuz” dedi.

Adam “Ben polisim” dedi. 

Çocuk 16 yaşın ergen tavrıyla dikleşti adama 

“Polissen ne yapalım, burası bir ekmek teknesi. Emek harcıyoruz ayrıca. Param yok dersen anlarız ama haraç keser gibi içip gitmek de nesi?” dedi.

Adam “Senin adın ne?’’ diye sordu

“Nizam” dedi çocuk büyük bir gurur ve dayılanmayla.

Altı gün boyunca en çok falakayı bu polis yaptı. 

“Devlet yalan söylemezdi ve çay parası da vermezdi!” demek diye düşündü çocuk

On altı ay sonra tahliye olup kasabasına döndüğünde askeri darbe olmuş, Tofaş, Doğan marka arabaları çıkarmış, Ahmet Kaya, Ümit Besen ülkede popüler olmuştu. 

Yıl 1981, aylardan Temmuz’du.

Çocuk, liseye devam etti. İki yıl önceki alt sınıflar büyümüş, son sınıfa gelmişlerdi ve tutuklanan bu çocuk ile aynı sınıfta olmak birçoğunu geriyordu.

Okul müdürünü bile. Ama en çok da bekçiyi.

Çocuk, bekçiyi bir daha hiç görmedi. Polisi de.

Üniversite sınavında edebiyatlar 1’incisi oldu ve Hacettepe Üniversitesi’ni kazandı.

Gol Kralı olduğu yıl, iki kez amatör milli takıma davet edildi ama o iki kez ret etti.

Hayattaki bütün başarısını tutukluluğu süresince 16 ay boyunca okumaya ve doğru insanlarla tartışmaya borçlu olduğunu söyledi hep. 

Tutuklanmadan önce zerre anlamadığı Biyoloji, Felsefe gibi dersler onun tutkusu oldu.

Emre Kongar’ın en sevdiği ve gurur duyduğu öğrencisi oldu. 

Sinema sektörüne girdiği gün hocasına “Bütün sinemalara ücretsiz giriş kartı” vererek minnetini bir parça gösterdi.

35 yıldır sinema sektöründe. Güzel işler yaptı. Gurur duyacağı kampanyalar hazırladı.

Çocuk, büyüdü, kariyer sahibi oldu ve şimdi size soruyor.

“Sizce devlet yalan söyler mi?”

Sevgiyle – Dostlukla 

Devlet Yalan Söyler Mi? II