Uzunca zamandır sokak hayvanları ile ilgili yasal (yasa dışı da) sorun yaşanıyor. Birileri itlaf edilmesinden, birileri tecrit edilmesinden, birileri de kısırlaştırılmasından, sahiplenilmesinden, korunmasından yana duruyor. Evde, özellikle de apartmanda hayvan beslemenin zorlukları varsa da, insana yaşattığı duyguyu kimse küçümseyemez. Dostluk ve dayanışma sembolüdür ev hayvanları; (“hayvan” denmesine kızanlar olacaktır, haklılar) ev canları, patili dostlar (kuşları, balıkları ve/veya diğer canlıları ayırt etmiyorum) demem gerekir muhakkak.

Emma – Sevimli Köpek, gerçekten de sevimli ve bir o kadar da “Ah, benim olsa” dedirtecek kadar güzel. İranlı yönetmen Mohsen Rabiei, senaryosunu da yazdığı filmi, bir yandan macera, bir yandan aksiyon ve bir yandan da komediyle sarmalayıp içten bir dille aktarmış beyazperdeye. 

Filmin ana oyuncusu, tabii ki sevimli köpek Emma’dır, cins (King Charles) olan Emma’yı, barınaktan sahiplenen Eda, arkadaşları arasında doğal olarak fark edilir. Belli ki, sevimli köpek, çocuklar için sadece bir heves değil, aynı zamanda sıkı bir dost, güvenilir bir arkadaştır. Filmin öne çıkan duygusu hayvan sevgisinin insanı da değiştirdiği ve geliştirdiğidir, bana sorarsanız. Hiçbir hayvan, burada Emma, hiçbir zaman çıkarcı değildir, asıl önemlisi de yalan nedir bilmez. Sahi, hangi hayvan yalan söyler sahibine, oyun dışında? 

İnsanlar, çocuk da olsalar yalana başvurabilir, hırsa yenik düşebilir ve kötülükler yapabilir. Gerek senaryo gerekse yönetim filmi sadece hayvan sevgisiyle sınırlamamış, kültürle de yoğurmuş… Doğu kültürü, Batı anlayışı diyoruz ya, “Emma – Sevimli Köpek”te, bu yaklaşım kendisini gösteriyor. Hiçbir hayvan, canı yanmazsa kimseye bırakın zarar vermeyi, hırlamaz bile… Tam da o nedenle, yaşamın güzel yıllarını yaşayacak olan çocuklar için gerçek bir eğitici film. Peki, büyükler ne olacak? Onlar izlemesin mi? Olur mu, onlar da izlemeli… İlk olarak çocuklarına hayvan sevgisini aşılamaları için, sosyal medyanın düzeyli ve yerinde kullanılmasının ne denli önemli olduğunu görmeleri ve çocukları için engellenmesi değil, doğru yönlendirilmesi gerektiği için… Öyle ya, internet ve sosyal medya kullanımı engellenmek isteniyor, yararlılığı göz ardı edilerek. Her şeyin azı karar, çoğu zarar.

Sona kalsa da, sinema sevdalısı çocuklar ve aileleri bu hususu da okur, önemini kabul eder. Filmin geliri başta Emma’nın cinsi olan hasta King Charleslar olmak üzere patili dostlara ve Cavalier King Charles Derneği’ne bağışlanacak.

5 Haziran’dan başlayarak gösterimde…

Köpekler de dostumuzdur!