Michael Jackson ile tanışmam Üniversite yıllarına rastlar sanırım. 

Aile üyeleri ile oluşturdukları Jacksons 5 ile başlayan müzik yolculuğu 25 Haziran 2009 yılında son buldu.

Screenshot

Filmi izlerken yazıyorum bir yandan.

Diğer yandan ise IMAX ses sisteminin, perdenin ve görüntünün tadını çıkarıyorum. Bu, bir maçı siyah – beyaz karlı bir tv’den izlemek gibi. Nasıl hayatın ve anın tadı kaçıyorsa burada tam aksine size müthiş haz veriyor.

Filmi izleyecekseniz IMAX salonuna biraz daha fazla ödeyin. Bana hak verirsiniz.

Yine travma, yine mutsuz çocukluk, korku, dayak ile büyüme süreci ve yine muhteşem bir kariyer sonucu. 

Psikoloji okuyanlar veya ilgilenenler bilir bunu. Yansıması çoğu zaman negatif ama bazen bakış açısına göre pozitif sonuçları da vardır travmaların. 

Filmi izlerken şu gözle bakın: Baba zorlayarak iyi mi yaptı yoksa kötü mü?

Baba haklı mı yoksa haksız mı?

Yönetmen bizi bu ikileme sokuyor. Fakir ve sıradan bir kasabada çelik fabrikası işçisi bir baba aileye, “Ya başarılı olursunuz ya da yok olursunuz!” empoze ediyor. Bu tipik Amerikan manifestosudur ama siyahlar için çok daha geçerlidir. 

Kemerle dövülen, ya da dövüle dövüle popüler yapılan bir star hayatı mı? 

Yoksa…acımasız bir karakterin egoist bir davranışı mı?

Sizce bütün bu zorlamalar olmasa Michael Jackson olur muydu gerçekten?

Altı yaşında, yaşıtları sokakta oynarken babasının kendisini sahneye hazırlaması, oyuncaklara, hayvanlara ve bakıma muhtaç çocuklara düşkünlüğü onun neye ne kadar ihtiyacı olduğunun kanıtı. 

Peter Pan kitapları elinden düşmüyor. Okumuşuzdur hepimiz bu karakteri. Ele avuca sığmaz bir maceraperest karakterdir. Periler, korsanlar, deniz kızları…

Neverland yaşadığı topraklardır. Michael de huzursuz olduğu aile ortamından bu hayata özlem duyar. Aileden uzaklaşmak ve kendi dünyasını kurmaktır günün birinde. Başarır da.

Yönetmeni yazanı oynayanı kutlarım bu açıdan.

Bir STAR ancak böyle anlatılırdı. Onca biyografik film izledim hiçbiri beni bu kadar etkilemedi.  Dedikodular ile hiç ilgilenmemiş senarist. Aile, kariyer yolculuğu ve hayattan ne beklediğini vermiş yönetmen. 

Mizhael Jackson, gelmiş geçmiş en önemli Pop Star figürüdür kuşkusuz. 

Hepimiz farklı bir 45’liğini ya da albümünü beğendik. Kimimiz Thriller, Bad, Dangerous, Histhory, İnvincible gibi ölümsüz parçalara ve albümlere imza atıp rekorları alt üst etmiş, üç çocuk babası bir insandan söz ediyoruz.

Cinayete kurban gidip gitmediği ile ilgilenmiyoruz.

Başındaki siyah şapka, eldivenleri, ceketi ve rugan ayakkabıları ile moonwalk stili dansı ilgilendiriyor bizi.

Ölümünden sorumlu tutulup tutuklanan doktorda bizi ilgilendirmiyor.

23 Eylül 1993 yılında ülkemizde verdiği konser ile yeri göğü birbirine yaklaştıran adamın müziği ilgilendiriyor bizi.

Filmin sonunda yazdığı gibi: “Hikâye devam ediyor!”

SEVGİYLE – DOSTLUKLA

BU SENİN KADERİN Mİ GERÇEKTEN?