Edebiyatımızın geçmişiyle geleceği arasında sıkı bir ilişki kurabilen çok az yazar var. Yazın hayatının 60’ıncı yılını kutlayan Necati Tosuner üretkenliği ve edebiyatımıza -özellikle öykücülüğümüze- getirdiği olanaklarla tam da geçmişle gelecek arasında sıkı bir ilişki kuran, kendini yenileyebilen ustalarımızdan. 

Geçen yıl ağustos ayında yayınlanan Salgında Öyküler adlı kitabıyla bu yıl Yunus Nadi Öykü Ödülüne layık görülen Tosuner, 2023 Eylül ayında Daldaki Kuş adlı yeni bir öykü kitabı daha yayınladı.

Her ne kadar Salgında Öyküler bir yıl önce yayınlansa da Daldaki Kuş’ta yer alan Tekerleksiz Yürüteç bölümündeki üç kısa öykü dışındakiler pandemi öncesi yazılmış.

Ceviz Bavul (2016-2018) adını taşıyan kitabın ilk bölümünde yirmi yedi öykü bulunuyor. Aslında Ceviz Bavul bölümü tek başına bir öykü kitabı oluşturabilecek hacime sahip. 2017 yılında yazılan Taşınır Bellek adını taşıyan ikinci bölümde tek sayfalık altı lirik öykü bulunuyor. Kitabın üçüncü bölümü Basma Bohça (2019) ise beş lirik öyküden oluşuyor.

Tek öyküden oluşan Ağrıkesici Kutusu (2017), Hayır Demeyi Biliyoruz, Hamdolsun… adlı tek öyküden oluşuyor. Daldaki Kuş kitabının üç öyküden oluşan son bölümü Kefen Cebi (2018-2019) adını taşıyor.

Yazarın Yalnızlığı

Edebiyat yalnız yapılan bir eylemdir. Kalabalıklar arasında yazsanız bile bir başınasınızdır. Hem zaten kimsenin yaptığınız işe bulaşmasını istemezsiniz! 

Kimi zaman da yalnızlığınız sizi edebiyatçı yapar. Bir bakıma yazar, çizer, yönetmen genel anlamıyla sanatçılar arızalıkişiliklerdir! Şayet toplumun ama daha çok okurun beklentileri dahilinde yazıyor, basmakalıp konulara değinip tatlı su balığı gibi yaşıyor, birbirinin benzeri kitaplar yayınlıyorsanız geniş kitlelere ulaşabilir, hatta şöhret basamaklarını hızla çıkarak bir hayli yükseklerden aşağıdaki halkınızı selamlayabilirsiniz! Ancak hem yaptığınızın hem de -muhtemelen- daha sonra yapacağınız edebiyatın bir orijinalliği olmayacaktır.

Şayet daha önce Necati Tosuner öykülerini, romanlarını okuduysanız onun orijinalliğinin kaynaklarını hemen fark edersiniz. Kimin yazdığını bilmeden okuduğunuz metnin Necati Tosuner’e ait olduğunu anlayabilirsiniz. Tosuner’in dil kullanımındaki özgünlüğü, öykünün -özellikle kısa öykünün- ne olup ne olmadığını zarifçe bize okutması, eksiltmelerle anlatmaktan çok imgeleyen, derinlemesine hissettiren öykü kurgusu onun orijinalliğinin bir bölümünü oluşturur. Orijinalliğinin bir diğer bölümü ise Tosuner’in mizahla ince ironi arasında gidip gelen hem karakterlerini hem de zaman zaman okuru iğneleyen şakacı mizacıdır.

Bütün bu tespitlere rağmen Tosuner hemen her kitabında yeni anlatım olanakları araştırır, bir kitabı diğerine benzemez. Özellikle öykülerinde kendi gündemini her şeyin üzerinde tutar ki bu gerçek anlamda bir edebiyatçı tavrıdır.

Daldaki Kuş kitabındaki öyküler bir özelliği dışında tam da yukarıda saydığımız niteliklere sahip. Hemen hiçbir kitabında hatta Salgında Öyküler’de dahi esirgemediği ironiyi, mizahı Tosuner, Daldaki Kuş’a yakıştırmamış.

Acıyı Pekiştirmek

Daldaki Kuş kitabındaki öykülerin dili zorlayan belli bir ritmi var. Öfkeyle umutsuzluğu, kimi zaman yalnızlıkla hüznü illa da acıyı pekiştiren bir dil bu…

Bir bakıma Tosuner, Kasırganın Gözü romanındaki politik söylemi biraz daha ileri taşımış. Romanın bir bölümünde: 

“En sıkıntılı günlerinde bile gelecekten umut kesmeyen adam!

Niçin korkuyorsun gelecekten?.. Niçin, aman aman… dürbünün tersiyle bakmaya zorluyorsun kendini?.. 

Dürbünü bırak, gördüklerini söyle bana!” (s.47) diyen Tosuner, kitaba adını veren Daldaki Kuş öyküsünde “dürbünün tersiyle bakanların” dramını anlatıyor adeta. 

“Derken, bir çığlık!

Bir çığlık daha çığlıklara bir çığlık daha!

Çığlık çığlık! Çığlık çığlık üstüne. Çığlık çığlık yanına.

Kuşlar geçiyor çığlık çığlık. Nasılda hiç durup eyleşmeden kaçışıyorlar çığlık çığlık.” (s.64)

Neden? Neden herkes çığlık çığlığa?

Renk Seçimli Kuş öyküsünde; “Çünkü kötülük var, kötülük. Kötülükte yarış, kötülük. Bunu biliyor olmak sana yetmez, başının çoğalan ağrısı gibi görünür dışarıdaki kar.” (31) 

Tek tek okunduğunda öykülerde bireyin hüznünü, yalnızlığı, iç sıkıntısı ve öfkesini görürüz. Kitaptaki öykülere bir bütün olarak baktığımızda Necati Tosuner öykülerin yazıldığı tarihteki Türkiye’nin politik atmosferinin bireyin üzerindeki yıkıcı etkisini anlatır bize. Aynı zamanda bireyin çaresizliğini ve kendine dönen öfkesini de…

Hırlı Kuş ile Hırsız Kuş öyküsünde, “Sense aldatıyorsun kendini dingin kalmaya göz yuman bir çaresizlikle. Sor bakalım kendine: Sen ne yaptın böyle bana?.. Ey ömür, sen ne yaptın böyle bana?.. Ne yaptın sen bana hep böyle, -dişlerim kenetli.” (S. 41)

İnceden bir toz kaldırıyor Tosuner! Gören gözlerin, duyan kulakların, konuşan ağızların muradına… 

Yaşatılan politik ilkesizliklere, adaletsizliklere, hırsızlıklara, cehalet ve kibre rağmen bir yandan öyküye Ben Sana Küsemem Türkiye… adını verirken, bir yandan da “Bu dünyada ölüm yokmuş gibi yaşatılan kötülüklerden sonra, benim işim değil bağışlamak” cümlesini de kuruyor.

Öte yandan Daldaki Kuş kitabında bireyin kendini telkin eden, acıyı sağaltmaya çalışan bir yanı var. Bu sadece kitabın yazarı için değil, okuru içinde bir telkin gibi…

Kalan Söz öyküsünde, “İçinden içine yol vardır insanın. Gurbete gidilen yerdir sıla. Kendi gurbetine” dedikten sonra sayfa sonunda,

“Şaşırdım burkuldum acı çektim.

Ağrıdım sancıdım ölmedim.

Ağladım ağladım ağıt oldum.

Gülmedim. Gülmedim.

Sakinlik gerekiyor şimdi. Sakinlik.” (s.13) diyerek Tosuner sükuneti çağırıyor.

Suç İşleyen Adam…

Sözcük tekrarıyla acıyı, yalnızlığı, öfkeyi, hüznü pekiştiren öykülerin ardından Kefen Cebi bölümünün ve aynı zamanda kitabın son öyküsü olan Bir Dalgalanış ile Tosuner sevmek ve suç ilişkisini kendisi üzerinden anlatıyor. 

“Sevmekten hiç utanmadan.

Utanmak nedir hiç bilmeden, sevme suçunu işleyen ben…” (s. 158)

Necati Tosuner öykülerini bilenmeler bunun ne anlama geldiğini de bilecektir.

Türkiye’deki siyasal ortam, siyasal ortamı belirleyen aktörler, bireyin varoluş biçimi değişmediğine göre Daldaki Kuş’un yalnızlık duygusu, hüznü ve öfkesi bir süre daha Türkiye’de devam edecek… 

—-

NECATİ TOSUNER ANISINA: Daldaki Kuş’un Hüznü ve Öfkesi