Yervant Gobelyan’ın 1998 yılında Aras Yayıncılık tarafından yayımlanan Memleketini Özleyen Yengeç ve Gıyanki lusantsken [Yaşamın Kıyısından] adlı öykü kitapları, yıllar sonra ilk kez tek ciltte bir araya geliyor! Yazarın ölümünün 15. yılı münasebetiyle hazırlanan bu eser, Gobelyan’ın çeşitli yayınevleri tarafından yayımlanmış, dönemin dergi ve gazetelerinde kalmış ya da unutulmaya yüz tutmuş öykülerini bir araya getiriyor. Bu öykülerde Gobelyan’ın sade, içten ve yer yer hüzünlü sesi dikkat çekiyor. Yazarın zihninde ve kalbinde taşıdığı İstanbul, Taksim Meydanı’ndaki Eptalofos Kıraathanesi’nin edebi atmosferi, Rumelihisarı sokakları, Bardizak’tan [Bahçecik] gelen kökler, Galata Köprüsü, Samatya dolmuşları ve İstiklal Caddesi’nin silinmiş gölgeleriyle yeniden can buluyor. Göçmen mahallelerin emekçi, onurlu ve mütevazı insanları; hamallar, kahve müdavimleri, sokak satıcıları ve gündelik hayatın isimsiz kahramanları Gobelyan’ın anlatısıyla bir kez daha hayat buluyor. Bu öyküler yalnızca bir dönemin tanıklığı değil, aynı zamanda bir hissiyatın, kent kültürünün ve yaşam biçiminin yeniden inşası niteliğinde. Gobelyan’ın öyküleri, İstanbul’un kaybolan siluetini ve sokaklarını hatırlamak isteyen okurlar için eşsiz bir pencere sunuyor.
“Bobi bahçedeki erik ağacının dibine uzanmış uyuyordu. Rüya gördüğü kesindi. Köpeklerin rüyalarında ne gördüklerini bilmiyorum ama rüya gördükleri doğruysa Bobi’nin şu an kendini boğazına kadar kemiğe gömülü olarak gördüğüne yemin edebilirim. İşte uyandı, ağzını açıp uzun uzun esnedi. Sonra etrafna bakınıp bir daha esnedi. Bahçede veya yakınlarda kendisini rahatsız edebilecek hiç kimse yoktu. Kim olacak zaten bu sıcakta, diye düşündü; eğer köpekler belirli mantık sınırları dahilinde düşünebiliyor ve rüya görebiliyorlarsa…
Sinek olmak da kolay değil, diye düşündü. Evet! Köpekler de insanlar gibi düşünebilmeliler ve düşünmeliler. Kuşlardan kork, kurbağalardan kork, insanlardan kork; kork, kork, kork… Köpeklere gelince… Biz de bizi rahatsız eden sineklere acımayız! Mesela ben… Eğer şimdi düşüncesiz bir sinek gelir ve tatlı uykumu bölmeye kalkarsa ağzımı açtığım gibi lüüüp, doğru mideye! Ama sinekler ne ister bizden, ne alıp veremedikleri var? Bir köpekten sineğe ekmek çıkar mı? Edepsizler, güneşin altında kanatlarını açıp kapar, türlü türlü oyunlar yaparlar basit birer sinek olduklarını düşünmeden. Yaşayabilmeleri için sinekler de düşünüyor olmalılar bence. Bu değersiz yaratıkların herkesin gözleri önünde edepsizce hayatın tadını çıkarmaya, güneşin sıcaklığının keyfine varmaya hakları yok! Sinekler her zaman kaçmayı düşünmeliler kuşlardan, kurbağalardan ve neden olmasın, benden de. Basit ve sıradan Bobi’den, bütün bir gece gözünü kırpmayıp nöbet tutan ve şimdi erik ağacının dibinde rahatça uyumaya çalışan Bobi’den de…“
Yaşamın Kıyısındaki Yengeç, “Bobi” öyküsünden s.87-88
YERVANT GOBELYAN
İzmit Bardizag (Bahçecik) kökenli bir Ermeni ailenin dört çocuğundan biri olan Yervant Gobelyan, 10 Kasım 1923’te İstanbul Rumelihisarı’nda doğdu. İlk eğitimini Tateosyan ve Esayan Okulu’nda aldı. Bir daha hiç okula gitmedi. İkinci Dünya Savaşı sırasında dört yıl askerlik yaptı. Şiirleri ve öyküleri ilk kez 1947 yılında İstanbul’da çeşitli gazetelerde yayımlandı. 1965 yılına dek İstanbul’da ve Beyrut’ta gazete yayımlamaya ve öykü yazmaya devam etti. Gobelyan, yaşamının son on beş yılında haftalık Agos gazetesinde görev yaptı; Ermenice ve Türkçe dillerinde yazı ve araştırmaları yayımlandı. 15 Aralık 2010’da yaşama veda etti.
