2. Dünya savaşı sonrası sınırların yeniden çizildiği, ittifak ve itilafın yeniden tanımlandığı bir dönemde CIA ve NATO kurulurken geçiyor film.

Adını hiç duymadığım, muhtemelen dünya nüfusunun tamamına yakınının da duymadığı bir anti- kahraman filmi neden çekilir size anlatayım.

Anti – kahramanımız Yahudi.

Film bir Yahudi güzellemesi. Film bir Amerikan propagandası, Film bir Hollywood’un “Biz en kalitesiz ürünü bile muhteşem pazarlarız” işi.

2.5 saatlik bir tempo. Aksiyon, kaçma, kovalamaca, bol masa tenisi bulacaksınız filmde.

Hollywood kuralcıdır. Arabaya oturur oturmaz emniyet kemerini bağlayanları sokar gözümüze.

Filmin bir sahnesinde anti-kahramanımız Mısır piramitlerinden bir parça koparır ve getirir ülkesine. “Anne bak bu atalarımızın yaptığı piramitten. Bunu bizimkiler yaptı” derken o kadar çok ayıp ve yasak çiğneniyor ki. Piramitleri Yahudilerin yaptığı bir masaldır. Tarihi eser parçalayanı da ilk kez gördüm. Son olarak sınırdan salatalık bile geçirilmez kontrolsüz. Neyse.

Japon tenisçinin atom bombasından etkilenip sağır olduğu mesajı verilirken finalde kulaklık ile kendisine çeviri yapılması da bana saçmalık geldi.

MUHTEŞEM MARTY filminde pek muhteşem bir şey bulamadım.

Filmin 50’lerde geçmesi ama çalan müziklerin günümüz pop hitleri olduğunu da göz ardı edersek… kim bilir belki de ben anlamadım filmden.

2025 yılının son yazısı olmalı muhtemelen. Çünkü sırada başka film gösterimi görünmüyor.

Film, sinemada izlenir. SEVGİYLE – DOSTLUKLA

ANTİ – KAHRAMANIN MUHTEŞEMLİĞİ