Kiralık katillerin, tetikçilerin, gizli ajanların hikâyeleri sinemada niçin bu kadar çok sevilir, kendime açıklayamıyorum.

Tuhaf bir gerçek var ki bu tür filmler gişede çok iş yapıyor ve cılkı çıkana kadar seriye bağlanıyor.

Bu filmlerden biri de Nobody (Hiç Kimse). İlk filmde Bob Odenkirk’in canlandırdığı Hutch Mansell karakteri, filmin başlangıç sekanslarındaki kaybeden tiplemesinden hızla cool bir tetikçiye, gözü kara bir dövüşçüye dönüşüp bir de Rus mafyasının defterini dürünce seyircilerin sempatisini kazanmıştı.

Nobody 2’de de hikâye pek değişmiyor. Birinci filmdeki şablonun kopyası uygulanmış. Hutch Mansell, karısı Becca, oğlu ve kızıyla banliyöde yaşayan, en büyük sorunu çöpü toplayıcılara yetiştirmek olan sıradan bir adamdır.

Ancak Hutch, ilk filmde Rus mafyasının 30 milyon dolarını yakmasının bedelini ödemek zorunda kalır ve borcunu, uluslararası suçlulara karşı gerçekleştirdiği suikastlarla ödemeye çalışır.

Zavallı Hutch! Çok insan öldürmek zorundadır!

(from left) Bob Odenkirk and director Timo Tjahjanto on the set of Nobody 2.

Tatilde de Rahat Yok

Hutch, maceradan maceraya atılıp otuz saniyede beş kişiyi eşek cennetine yollasa da ev hayatı eski sıkıcılığında devam eder ve eşi Becca’yla ilişkileri neredeyse bacı-kardeş seviyesindedir.

Hayatlarına birazcık renk getirmek için tatile çıkmaya karar verirler. Aradıkları tatil mekânının adresini, el çabukluğuyla temizlediği kötü adamların kanına bulanmış minibüsün üstünde bulur.

Neden? Çünkü orada Hutch’ın kardeşi Harry’yle çocukluk anıları vardır. Wild Bill’s Majestic Midway and Waterpark gibi havalı bir adı olan tatil kasabası, aslında 1990’lı yıllardan kalma eski moda motellere sahiptir.

Paratoner gibi belayı üstüne çeken Hutch’ın ailesine mafya oğlu elbette bulaşacaktır!

Kutsal aileyi korumak tabi ki babanın görevidir.

Hikâyenin sonrasını tahmin etmek elbette zor değil. Hutch elma soyar gibi adam döver, mafyaya bulaşır ve çatapat sahneleri başlar.

Filmin sürprizi bence Sharon Stone!

Güzel bir kötü “mafya anası” olmuş. Klişenin hakkını vermiş yani!

(from left) Brady Mansell (Gage Munroe), Sammy Mansell (Paisley Cadorath), Hutch Mansell (Bob Odenkirk), David Mansell (Christopher Lloyd) and Becca Mansell (Connie Nielsen) in Nobody 2, directed by Timo Tjahjanto.

Hiçleşen Düşman

Aksiyon filmlerinin baştan kabul gören klişesi, kahramanın önüne gelen kötü adamları pataklaması, kafasını uçurması, mafyanın ya da dünyanın sonunu getirmeye çalışan sapkınların inine girmesi ve bunları yaparken dövüş sanatlarının anasını ağlatmasıdır.

Bu klişenin zirvesinde John Wick var elbette. Kaçıncısını çektiler takip edemedim; ama bir keresinde sekans boyunca Keanu Reeves’ın kaç kişi öldürdüğünü saymaya çalışmıştım, beceremedim. Adam o kadar hızlı hareket ediyordu ki ben 25 ile 28 leş arasında sıkışıp kaldım; ama John öldürmeye devam ediyordu.

Her neyse, bu tür filmlerin bilgisayar oyunu havasına bürünmesi, insan olgusunu tamamen dışarıda bırakması gerçekten can sıkıcı. En azından benim canımı sıkıyor.

Düşman hiçleşiyor, kahraman hiçleşiyor, ölüm hiçleşiyor; ortaya sinema salonundan çıktıktan sonra unutacağınız bir film kalıyor.

Nobody de bu can sıkıcılar kervana katılan filmlerden.

Hiçleşen bir Noboyd!

CİHAN ÇUHADAR YAZDI: NOBODY’NİN HİÇLEŞEN DÜŞMANLARI