Anlatsalar bile yetmeyecek, övseler bile az kalacak şeyler vardı hani…
6. Burhaniye Kitap Fuarı böyle bir şeydi.
Onlarca yazar, yayınevi temsilcisi, müzisyenle birlikte konser ekibi, sinema filmleri ve oyuncularla fuar kelimesinden daha çok festival vardı şehirde.
Buket Uzuner’in onur konuğu olduğu ve anarşist ruhlu başarılı başkanın dansı ile sonlanan festival de kimler vardı kimler?
Müfit Can Saçıntı, Yasemin Yalçın, Fikret Kuşkan, İlyas İlbey, Nebil Özgentürk, Zafer Algöz, Sinan Meydan, Ahmet Ümit, Gül Sunal, Barbaros Şansal, Nazım Alpman, Şule Aydın, Timur Soykan, Barış Terkoğlu, Barış Pehlivan, Şükrü Erbaş, Şeyhmus Diken, Ahmet Telli, Cezmi Ersöz, Çoşkun Aral, Füsun Önal…
Ben yazmaktan yoruldum, davet etmekten yorulmamışlar…
Onlarca festivale katıldım. Adana, Antalya, Ankara, Malatya vs… Emeğe hep hayranlık duyan biriyim ancak burası bir ilçe… Hani etin ne buttu ne deriz … O türden… Ne bakanlık desteği var ne sponsor desteği! Eş dostun katkısı belki.
Kutlarım ve gerçekten büyük saygı duydum çeşitliliğiniz için…
Erol Mütercimler’in son anda gelmekten vazgeçtiğini öğrendim. Söz verip kataloğa adını yazdırıp gelmeme gerekçesini biliyorum ama yazamam!
Söz verip 3. kez gelen Mandıra Filozofu Müfit Can Saçıntı’ya gider bütün alkışlar!
Onlarca çoluk çocukla, yaşlı genç demeden, pes demeden fotoğraf çektirdi Müfit.
Gencecik oyuncuların, kendisini otel lobisinde saatlerdir bekleyen hayranlarına “Bugün kendimi iyi hissetmiyorum, güzel çıkmam fotoğrafta” diye ret edişlerine de tanık oldu bu kulaklar.

Son sabah SERHAN ASKER akşam ise ONLARTV ekibi ise adrenalin yükledi izleyenlere. Anlatmak dozu düşürür. Yaşamak gerekir o anı.
Sloganlar, alkışlar ve yuhlar arasında bitirdi konuşmacılar son sözlerini.
Yuh kime mi? Siz tahmin edersiniz!
Barbaros Şansal gerçeğini de yazmadan geçmeyeyim.
Sabaha karşı 04:47’ye dek masadaki en entel kitleyi bile (kimler yoktu ki!) kendine bağlayacak kadar sohbeti bilgisi derinliği ve alaycı üslubu olan biri. Kendisiyle barışık, karşıdan gelen küfürleri göğsünde yumuşatmayı bilen birisi. Genç bir arkadaşımızın çektiği parmak hareketi fotosunu (izin aldı ya da almadı) paylaşınca milliyetçi – muhafazakâr kesime malzeme doğdu.
Ahlak dediler, namus dediler, vatan-millet-sakarya ve derenin akışı uçuştu yerel medyada!
Bir gece önce el hareketlerinin kültürler arası farklılığını konuşmuştuk oysa! Ve ben “Nefis, harika!” anlamına gelen parmakların birleşip yukarı doğru olan biçimi İtalya da hakaret anlamına geldiğini ve dostlardan giderken uyarıldığımı anlatmıştım. Barbaros ise parmak hareketinin başka toplumlardaki pozitif anlamını…
Bizde algılandığı gibi kabul edelim. O hareketi kime yaptığını az çok tahmin edersiniz.
Oysa Diyarbakır’dan “Güney Kürdistan” diye söz eden bir yazar da vardı stantlarda.
Düşüncelere saygılı ve farklılıkların ardında duran ve cemaat liderini (her kimse) türbeye değil de şehir mezarlığına gömmek için direnen başkana ve ekibe de selam olsun buradan.
50’nin üzerinde yazarın katıldığı, 4 tiyatro oyununun, 3 filmin gösterildiği, 8 konserin verildiği ve bir o kadar söyleşinin yapıldığı 3 farklı lokasyon ile tamamlanan fuar, beni şu saptamaya götürdü: Bir seçilmişe bakıp, orada seçenlerin kimliğine kültürüne ulaşırsınız. Bir kasaba, memleket gibidir. Şehir kaledir ve kale düşerse memleket düşer.
Sevgili emek harcayan dostlar, okuduğum onca negatif sosyal medya paylaşımlarına takılmayın, “Hava ne güzel değil mi?” diye sorun binlerce kötü mesaj alırsınız!

Bizde hava bedava su bedava mesaj ise hep bedava. Sokakta selam vermeyecek insanların rahatça küfrettiği bir yer nasılsa sosyal medya. En ahlakçı kesimlerin en “uç swinger partileri” düzenlediğini de okumadık mı?
Takılmayın, enseyi karartmayın ve “yeter ki kararmasın sol memenin altında ki cevahir!”
Aydınlık yarınlara!
