Diyalektik ve Tarihsel Materyalizm okuyanlar bilirler ki düşünce maddeyi değil, madde düşünceyi yaratır.
Kısacası insanlar düşündüğü gibi değil, yaşadığı gibi düşünür.
Örneğin Nazım Hikmet, İsveç’te doğsaydı bu şiirlerin hiçbiri olmazdı. Kars’ta doğup büyüyen biri de Helsinki kültürü üzerine senaryo yazamazdı.
Filmi izlerken neler yazacağım az çok kafamda belirdi.
Hadi biraz açayım bunu.
Film Norveç’te geçse de birçok ülke ortak yapımı.
Her ülkenin sorunları farklıdır, ama sınıfsal kaygıların olmadığı ulusların sorunları bize lüks gelir hep.
İktidar baskısı yok, sokak gösterilerinde gaz yeme, göze plastik mermi riski de yok. Fiyatların her gün artması? O da yok. Paranın diğer para birimlerinin karşısında erimesi? Komik olma, o ne demek!
Filme adını veren ARMAND, çocuğun adı. Altı yaşında. Arkadaşını dövmek ve cinsel istismar ile suçlanıyor.
Dikkat edin altı yaş…
Anneler-babalar, eğitmenler, müdür devrede.
Toplantılar, gözyaşı, kızgınlık-sakinlik, polise verme ve çocuk esirgemeye bildirme tehdidi ile ne ararsan var.
Film kendini izletiyor. İki saat boyunca farklı duygularla izlersiniz. Anne-baba iseniz farklı, eğitmenseniz farklı, benim gibi Anadolu’da yetişmiş sosyalist ideolojiye sahipseniz farklı bakarsınız.
Bir ara “Allah başka dert vermesin!” bile dedim filmi izlerken.
Yazdıklarım size trajikomik gelse de filmi izlerken duygulanabilirsiniz; ama filmden çıkınca anlıyorsunuz ki büyükler, çocuk yaparken neden yaptığını bilmiyor ya da madem oldu biraz kullanalım falan da diyorlar sanki.
Eğitim kurumları da bence derinden eleştiri altında. Her şeye bilimsel yaklaşıp, pedagojik açıdan da yaklaşayım derken aslında işin özünü kaçırdıklarının farkında değiller çoğu zaman.
Çocuk yalan söyler. Bizde aksine tersine inanılır. Oysa ben psikoloji okurken öğrettikleri ilk şey “çocuk insan” kavramıydı.
Zeki varlıktır çocuklar. Kimin kendisini sevdiğini, kimin kendisini kolladığını bilir.
Film, Altın Kamera Ödülü almış. Bence bu kadar dar mekânda, bu kadar dar kadro ile bu kadar akıcı film senaryosu yazmak ve çekmek ve de kurgulamak zor iştir.
Gidin derim.
Sevgiyle – Saygıyla.
