Anadolu, şairin şiirce söylediği gibi “Havva Ana’nın çocuk sayıldığı” kadim bir coğrafya. Çağlar geçmiş, medeniyetler kurulmuş, silinmiş, devletler oluşmuş, tarihin derinliklerine gömülmüş, ama hâlâ kültürler kavşağı. Sultanlar, padişahlar değil, âşıklar, dengbejler, sözlü tarihçiler, vakanüvisler, tarihçiler, gazeteciler, araştırmacılar ve akla gelen gelmeyen binlerce insanın yurdu olmuş. Her biri bir küçük etkide bulunsa, dünya tarihinin tümünü oluşturur, biraz abartıyla…
Medeniyetler beşiği, kültürler kavşağı Anadolu’da egemen erk, koruyucu olmaktan çok yıkıcı, yok edici olmuş. Ne tarih kalmış bize dünden bugüne, bugünden yarına yol gösterecek ne de kanıtlar. Kişisel hafızaya dayanan bilgi ve belgeler, zaman içerisinde çarpıtılmaya da açık ama en çok da unutulmaya yüz tutmuş. Her şey değişirken, biz(ler)e düşen görev hem hafızayı (toplumsal, coğrafi, siyasal, kültürel, çevresel de kuşkusuz) korumak hem de gelecek kuşaklara ulaşmasını sağlamaktır. Hepimiz, bu gerçeklik çerçevesinde bakmalıyız yaşama.
Uğur Ün, bu görevi üstlenen arkadaşlarımızdan biri. “Şerif Gören Filmleri Kılavuzu” hazırlamış. Ülkemiz sinemasının en farklı, en ilginç, en duyarlı, en “genç” sinemacılarından Şerif Gören’in yaşam öyküsü yerine sinema serüvenini, nereden gelip nereye gittiğini, hangi filmi nasıl ve hangi duyguyla çektiğini, toplumsal koşulların değişmesiyle anlatımında nelerin kalıp nelerin savrulduğunu belgelemiş.

Sinemamız, her dönem devlet kösteği görmüş desteği yerine. Ekinlerin boyları bile sansür konusu olmuş, çiçekler, bir dal resmi yasaklanma nedenleri arasına girmiş. Teknik olanaksızlıklar nedeniyle düş(ünce)lerini istediğince filme aktaramayan sinemacılar, bir de ceberut devletin baskısı altında üretmişler. Tabii ki, otosansür de söz konusu, çekinip kesmek, korkup gizlemek de cabası.
Bir avuç insan…
Sanatın her dalında yaşanan bu baskı, sansür ve yasaklamalara rağmen sanatçılar bir yolunu bulmuş, kimi zaman metaforlarla, kimi zaman anıştırmalarla, kimi zaman masal anlatılarıyla, kimi zaman da yasaklardan kaçırabildikleriyle korsan(!) sergilemişler yapıtlarını… romandan şiire, resimden heykele, danstan tiyatroya, sinemadan televizyona, şimdi de sanal dünyaya kadar. Aynı çatı altında barış içerisinde bir arada olmamıza engel çıkarıldığından, birçok sanatçımızın yapıtlarına artık ulaşılamıyor.
Film, tabii ki, bunların başında geliyor. Birincisi, sinemanın bir endüstri olması, ikincisi alabildiğine pahalılığı, dahası bireysel kullanımdan çok kitleye açık olması nedeniyle romandan, şiirden daha yavaş gelişmiş. Elinize aldığınız bir dal parçasıyla yere bir resim çizebilirsiniz, ama bir film yapmanız -sadece o olanaklarla- mümkün bile değildir.
Çok mu uzattım?

Sinemadan gelen, çevirmen Uğur Ün, toplumsal belleğimizin ve toplumsal kültürümüzün bu açığını “Şerif Gören Filmleri Kılavuzu” ile kapatmaya çalışmış. Darısı diğer sinemacılarımızın başına…
“Türk sineması tarihinde nice önemli yönetmenler nice yüz akı yapıtlar çıkardı; övünç duyuyoruz hepsiyle. Ama ben sinemasever kimliğimle üç büyük yaratıcıyı ötekilerden ayırıyor, daha çok önemsiyor, daha çok seviyorum. Metin Erksan (1929-2012), Yılmaz Güney (1937-1984) ve Şerif Gören (1944-2024) silahlarına en hızlı davranan üç silahşoru yedinci sanat dünyamızın, benim için” diyor Uğur Ün, çalışmasının arka kapak yazısında.
Şerif Gören, sinemacılar arasında muhakkak ki, ayrı bir yerde, ama insanlar onu sadece Yılmaz Güney’in asistanı olarak biliyor, başka bilgileri yok. Asıl önemlisi, bildikleri de bir yerlerden aktarılmış (ve belki) bağlamından koparılmış anekdotlar. Yine kitaptan, Ali Can Sekmeç, Şerif Gören için bir çalışma yapmak istemiş ama olmamış. Birkaç yerde, birkaç etkinlikte yine Şerif Gören için yan yana oturan kişiler birbirleriyle çelişen konuşmalar dinledik. Kararlı, güvenli ve doğru duruşuyla Şerif Gören, sanatçılarla sınırlanamaz, ilerisi için de belirgin bir fenerdir insanları aydınlatan.
Her filmi titizlikle irdeleyen ve yorumlayan Uğur Ün’ün, “devamını bekliyorduk be usta” cümlesiyle biten bu çalışması, Şerif Gören’in sinemasını tanımak için ilk adım. Başka arkadaşlar başka çalışmalar yapacaklardır muhakkak, yapmalıdırlar da… Yönetmenliğinin dramatik gelişimini izlemek; filmlerinde dönemin sosyal, siyasal yaşamın etkilerini görmek; beklentilerin akışı nasıl değiştirdiğini veya değiştirmeye zorladığını (oyuncuya göre senaryo değiştirilmesi vb.) öğrenmek ve filmlerini tanımak isteyenlere…
Şerif Gören Filmleri Kılavuzu
Uğur Ün
Zeplinart Yayıncılık, Mart 2026, 175 s.
