İtalyan asıllı Kanadalı yönetmen Panos Cosmatos’un senaryosunu Aaron Stewart-Ahn & Casper Kelly ikilisiyle beraber yazıp yönettiği MANDY hiç kuşkusuz sanatsal tür sinemasının son dönemdeki en kapsamlı hazinelerinden biri olarak karşımıza çıkıyor. Nicolas Cage, Andrea Riseborough ve Linus Loache’nin başrollerini paylaştığı film 1983 yılında ormanlık alanda lüks bir villada toplumdan oldukça izole yaşayan Mandy & Red çiftinin öyküsünü anlatıyor. Yazının buradan sonrası filmi izlemeyenler için spoiler içermektedir. Dolayısıyla filmi izlememiş olanların yazıyı okumamalarını tavsiye eder, keyifli okumalar dileriz.

Eve saldıran tarikatçı bir grubun Mandy’yi öldürmesiyle gelişen hikâye buradan itibaren katıksız bir vigilante/intikam filmine evriliyor. Bu noktaya kadar Cosmatos bize son derece durgun bir film sunarken filmin başlarında gelen bu beklenmedik katharsisle birlikte seyirci adeta zirveden dibe doğru hızını alamamış bir roller coster yolculuğuna çıkıyor. Filmdeki yönetmenliğin ustalığı da tam anlamıyla buradan itibaren baş gösteriyor.

Nicolas Cage’in gözü dönmüş intikamcı bir sevgili rolünde olması da kesinlikle manidar ancak çok yerinde bir karar. Kendisinin 2000’lerin ortalarından itibaren kariyerinde yöneldiği yön, borçlarından ötürü rol aldığı onlarca facia filmden sonra Mandy’de geçirdiği tanrısal diriliş, oyuncunun performansındaki vahşilikle birleştiğinde ortaya çok görülmeyecek bir geri dönüş çıkıyor. Cage’in rolüne adapte olurken ve motivasyon arayışındayken kariyerinde geldiği noktadan duyduğu rahatsızlıktan ötürü bu filmi ve karakteri tercih ettiğine kesinlikle şüphe yok. Bundan mütevellit Red karakterinin tam anlamıyla gözünün hiçbir şey görmeyerek bir ölüm makinesine dönüşmesinde yalnızca filmin senaryosunun değil, Cage’in kendisinin uzun yıllardır hapsedildiği kariyerinin de etkisi çok büyük.

Yukarıda bahsettiğimiz üzere film tür sinemasında adeta raydan raya atlıyor. Kimi zaman Japon animelerini andıran kısa sekanslar araya girerken kimi zaman da bilgisayar oyunlarını andıran şiddet dozunun arşa çıktığı sahneler önümüze geliyor. Bunların hepsinde ise bizlere eşlik eden çok görkemli bir sinematografi mevcut. After Yang, Sick of Myself, Dream Scenario, Pieces of a Woman gibi birbirinden ses getiren filmlerde çalışmış deneyimli görüntü yönetmeni Benjamin Loeb’in parmak ısırtan görüntülerine sarıdan yeşile, oradan kırmızıya, siyaha kayan pastel koyuluğundaki renk paletleri filmin hikâyesiyle muazzam şekilde uyum sağlıyor. Film sinematografik anlamda anlatım dilini kusursuz şekilde kurarken aynı zamanda bolca zoom planlarla da vahşetini çarpıcı bir şekilde inşa ediyor. Özellikle karakterlerin tekinsiz, kanlı yüzlerine yapılan yakın planlar, zoomlar da ürkünçlük anlamında filmi yükseltiyor.

Burada bir diğer önemli noktaya parmak basmamız gerekirse o da rüya kavramı. Mandy, filme ismini veren Mandy karakterinin daha başlarda ölmesine karşın filmin tamamının onun uğruna alınmakta olan bir intikama odaklanılmış olması filmin tonunu her daim korurken belli bir kült oluşturmada da oldukça etkili oluyor. Öte yandan filmde adeta en karanlık rüyalarımızın, bitmek bilmeyen kabuslarımızın içerisinde dolaşıyormuşuz hissi de demin bahsettiğimiz bilgisayar oyunu havasıyla birleşerek filmin sınırsızlığının, seyircisine yapacağı doyumsuz ve beklenmedik kanlı sürprizlerin önünü açıyor. Bu yönüyle Mandy, atmosferinin neredeyse tamamına hâkim olarak “gore”1 unsurlara da sonuna kadar yer açıyor.

Öte yandan film 1970’lerdeki Yeni Amerikan Sağının retoriğiyle de başarılı bir uyum yakalamayı ihmal etmiyor. Huzurlu bir şekilde yaşamakta olan normal bir Amerikan çiftine Red’in deyimiyle “hippilerin” yaptığı bu saldırıyla her şey tersine dönüyor. Filmin 1980’lerde geçmesi de dönemin siyasi ruhuna, Amerikan toplumunun mevcut psikolojisiyle bağlar kuruyor. Tamamen modern toplumdan izole, doğa hayatı yaşamakta olan bir çiftin veya ailenin uğradığı ve sadistik, sebepsiz ve vahşi saldırı 70’leri kasıp kavuran devlete güvensizliğin devamını da inşa ediyor ve finale doğru artık post-apokaliptik görüntülerle iç içe geçerek filmi tam anlamıyla rayına oturtuyor. 

Tarikat lideri Jeremiah başta olmak üzere diğer üyelerin de hepsinin uyuşturucu bağımlısı oluşu ancak daha çok LSD tarzı halüsinatif uyuşturucuya yapılan vurgunun da Woodstock dönemi ve elbette Manson Çetesi’ne yapıldığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Jeremiah’ın da çok kez ‘aile’ vurgusu yapması, tarikatı içerisinde bulunduğu İsa, Tanrıvari yer de Manson alt metnini son derece mantıklı hale getiriyor. Red’in ise burada yaptığı “İsa fanatiği bir grup” vurgusu da daha önce bahsettiğimiz hippi, sağ muhafazakâr söylemle çelişir gibi görünürken daha çok köktendinci Katolikliğe yapılan vurguyla film sağ söylemden kendisini biraz olsun kurtarıyor gibi görünüyor.

Ayrıca filmde yer alan motosikletli canavarlar da ciddi gibi görünen bir karikatürize dile dönüşümde önemli rol oynarken Red’in cinayet sahnelerindeki kendi ciddiyetiyle örtüşmemesini bekleyebileceğimiz bir ortamda yine de koltuğumuza çivilenmemize engel olmuyor. Red ile diğer tüm katıksız kötülerin kapışmaları teke tek, karşılıklı hamlelerle, adeta Street Fighter titizliğinde perdeye yansırken seyircinin neredeyse imkânsız görünen filmden kopma ihtimalini deyim yerindeyse sıfıra indiriyor.

Tüm bunların ışığında Panos Cosmatos’un Mandy’si seyircisine tam anlamıyla benzersiz bir deneyim sunarken sapına kadar bir 80’ler filmi olduğunu da unutturmuyor. Tam anlamıyla bir kült olan Mandy, kıyıda köşede keşfedilmeyi bekleyen, gerçek anlamda tutkusu olan bir yönetmenin elinden çıktığı her daim belli olan özel bir film.

1-Gore Sinema: Dünya Sinemasında Dario Argento, George R. Romero gibi isimlerin öncülü olduğu bilinen, Türkiye’de ise Can Evrenol’un temsilcisi olduğu, daha çok B-Movie/ filmlerde kullanılan aşırı kanlı, şiddet sarmalı olarak özetlenebilecek anlatı türü, janrası. Burada bahsettiğimiz B-Movie ise daha çok Hollywood’un altın çağında düşük bütçeli, star denilebilecek ünlü isimlerin rol almadığı, tür filmlerin ağırlıklı olduğu janra. Yakın dönemde hayatını kaybeden Roger Corman en büyük temsilcisi ve kurucusu niteliğindedir.

TÜR SİNEMASINA DAİR ANSİKLOPEDİK BİR ROLLER COSTER: MANDY