Bir Gelenek Sürüyor…
Özel günlerdi, bayramlarda, ama özellikle yılbaşlarında insanlar birbirlerine yeni yıl kartı gönderirlerdi. Yılın iyi geçmesini dileyen, bazen simli, çoğunlukla karlı (yılbaşı deyince hep kar gelir ya akla, ondan besbelli) iyi dileklerle süslü kartlar gönderilirdi. Gönderen de gönderilen de mutlu olur, o mutluluk, iyilik umudunu arttırarak güçlendirirdi.
Yıllar geçti aradan, teknoloji gelişti. Birçok iletişim aracı işlevsiz hale gelince unutuldu. Telgraf mesela, kartpostallar, hatta gazeteler bile…
Korkut Akın, giderek artan insanlar arası iletişimsizliği -belki de bu geleneklerin yok olmasına bağlayarak- bir nebze aşmak için kendince günün (yılın demek daha doğru) gündemine uygun kartlar hazırlamaya başladı, 1983 yılbaşında. Teknolojinin önü alınamaz hızı ve gelişmesiyle yüz yüze iletişimin de kesintiye uğramasına (düşünün, iki insan buluşuyor, ama telefonlarına bakmaktan sohbet bile edemiyorlar) da bağlı olarak hazırladığı kartları göndermek yerine elden dağıtmayı tercih etti, ediyor.

Bu yıl, 44’üncüsünü hazırladığı yeni yıl kartı, bütün bir yılı içeren temayla çıktı. Daha önce de arkadaşları temasının geçerliliğinin kısa süreli olduğunu bildirmişlerdi, ama yıl içerisinde haklı olduğu çıktı ortaya, çok da sevildi o yılın kartı.
Sosyal, siyasal, ekonomik, ekolojik, kültürel birçok açıdan yeni bakışlarla yeni anlamlar arayan kartları Korkut Akın, bütün bir yıl boyunca, her gittiği yerde, her bulunduğu toplulukta, sokakta bile her gördüğüne dağıtıyor. “Yolumuz bir daha kesişirse, 45’incisini, 50’ncisini, 550’ncisini de veririm. Yeter ki yolumu gözetin” diyor.

Başından beri büyük çoğunluğunun üzerinde bir metin, belki bir dize olsa da, bu yıl olduğu gibi alanın duygu ve düşüncelerine bıraktığı kartlar da var.
Belli mi olur, her kartı dağıtırken üzerine kişiye özel de yazabilir.

44 yıllık bir koleksiyon artık Korkut Akın’ın “sevda ve barış” kartları. Kim bilir, belki yıllar sonra bulunduğunda bir kutuda, bir çantada geçmişten geleceğe bir bağ kuran birileri daha bir anlamlandırır.
