Bazen ne izleyeceğinizi bilmemek iyidir.
Size sürpriz bir gösteri de sunabilir.
SONSUZA DEK böyle bir film.
Ölüm sonrasını merak edenlere şiddetle öneririm. Umarım filmde anlatıldığı gibidir. Her ölümlüye bir danışman, her danışman size bir sürü seçenek sunuyor. Dağ evi, plaj evi… Nerede ne istersen. Kurallara uymak koşulu ile tabi!
Cehennem mi? Valla biz filmin yalancısıyız. Yok öyle bir yer.
Yaşlılıkta ölen bir adam kendini (genç haliyle) bir trenden inmiş bulur.
Her ölümlünün ölüm sonrası sevk edilecekleri bölgelere gönderilmek için atanan AHİRET TEMSİLCİSİ bile vardır. Bir nevi asistan yani.
Komik değil mi?
Ama ölen öldüğünün farkında olduğu için ne fark eder ki?
Adam “ara bölgede” kalıp eşinin ölümünü bekler ki beraber sevk edilsin deniz kenarı kumsallara.

Ama o da ne?
Kadının savaşta ölen ilk eşi 67 yıl beklemiştir kendisini. Yani ilk koca kadını beklerken son koca da kadını bekler. (Kadın burada vazgeçilmez bir yaratık anlayacağınız.)
Kadın, ilk koca, son koca ve AHİRET TEMSİLCİLERİ arasında gider gelir seçim içim.
Ne seçimi diyeceksiniz?
Sonsuza kadar ilk koca mı? Son koca mı?
Film, bu aşamada bize insanın doyumsuzluğu, sadakati ve ölse bile öbür tarafta huyundan vazgeçmediğini pek güzel anlatıyor.
İçinizden şunu söyleyebilirsiniz: “Öbür taraf da buradan farklı değil!”
Dar bir mekânda geçen akıcı bir filmin kadın oyuncusu ELIZABETH OLSEN’e ayrı bir pencere açmak gerekir.
Müthiş oynuyor.
Şiddet yok. Muzır sahne yok. Ne var? Mizahi bir anlatım var.
115 dakika keyif alacağınız hafta sonu eğlencesi isterseniz önerilerim arasında SONSUZA DEK – ETERNITY
Sevgiyle – Dostlukla
