Türk sinemasının ve tiyatrosunun unutulmaz isimlerinden Adile Naşit’in yaşamını konu alan Adile 5 Aralık’tan itibaren sinemalarda seyirciyle buluşacak. Türk sinemasının en samimi kahkahalarından biri, çocukluğumuzun unutulmaz sesi: Adile Naşit.
BKM yapımı Adile filminin yönetmen koltuğunda Çağan Irmak var, senaryoyu Nermin Yıldırım yazdı. Bizim kuşak bu filmle sadece bir biyografi izlemeyecek, hep birlikte çocukluk yıllarımıza doğru nostaljik bir yolculuğa çıkacak. Yeşilçam’ın sıcaklığını, o dönemin dostluklarını ve sahne arkasındaki dayanışma hikâyelerini yeniden hatırlayacak.

5 Aralık’ta vizyona girecek filmde Adile Naşit’e Meltem Kaptan hayat veriyor.
Kaptan, 2022 yılında Berlinale’de Rabiye Kurnaz George W. Bush’a Karşı filmiyle En İyi Kadın Oyuncu dalında Gümüş Ayı ödülünü, aynı yıl Almanya Sinema Ödülleri Lola’da da En İyi Kadın Oyuncu ödülünü kazanmıştı.

Film, Yeşilçam’ın kalbinden bir rüya gibi geçiyor: Ertem Eğilmez’den Münir Özkul’a, Ayşen Gruda’dan Müjde Ar’a kadar birçok efsane isim filmde yeniden hayat buluyor. Gazanfer Özcan’ı torunu Tarık Ündüz, Müjde Ar’ı ise Seda Bakan canlandırıyor. 

Adile, sadece bir sanatçının hikâyesi değil aynı zamanda Yeşilçam’ın bir döneminin hikâyesi; mahalle sıcaklığını, dost yüzlerini, televizyondan taşan samimiyeti yeniden hatırlatacağız. Bir anlamda da hepimizin çocukluğuna, Yeşilçam anılarına yazılmış bir mektup gibi…

Belki de Adile ile birlikte, sinema salonlarında uzun zamandır eksikliğini hissettiğimiz bir şeyi hatırlayacağız: Gülüşün ardındaki kalbi.

Çocukluğumuzun Unutulmaz Sesi ve Kahkahası: Adile Naşit

Televizyon olan evlerde Uykudan Önce programını izleme şansına sahip olan çocuklar adının Adile Naşit tarafından çağrılmasını beklerdi. Sıcak, güvenli sesi ve gülüşüyle çocukların, bütün ailenin gönlünü feth ederdi. 

Uykudan Önce programında her akşam çocuklara, “Kuzucuklarım” diye seslenir, ardından farklı isimlerden oluşan çocukları uykuya çağırırdı: “Ayşeee, Ebruuu, Abdullah, Hikmeeet, Dilrubaa hadi bakalım yatağa!”

Her akşam başka isimler söylenirdi ve adının çağrılmasını duymak, çocukların o küçük dünyasında bir mucize gibiydi. Adı söylenmeyen çocuklar için gece uykusunun tadı eksik kalırdı. Ama yıllar sonra anlaşıldı ki, aslında hepimizin adı o listede vardı! 

Adile Naşit tiyatro oyunlarında, filmlerinde, bir bakışıyla, kahkahasıyla içimize dokunan kadındı. O kahkahanın içinde sevgi vardı, kimi zaman kırılganlık, kimi zaman da hüzün vardı. Belki de bu yüzden hiç de rol gibi gelmezdi bize… O gerçekti.

Kendine has sesiyle, jestleriyle ve kalpten gelen gülüşüyle, bizlere anneliği kan bağıyla değil, kalp bağıyla yaşatabileceğini gösterdi.
Kimi için sadece televizyonda gördüğü bir yüzdü, kimi içinse hayatında ilk kez tanık olduğu “neşeli yetişkin”. Bazıları için ise hiç yaşamadığı çocukluğa, özlem duyduğu anne şefkatini görmüştü.

Adile Naşit 1985’te “Yılın Annesi” seçildiğinde, bu bir ödül değildi. Bir kuşağın ona kalpten yazdığı teşekkür mektubuydu.

Aradan onlarca yıl geçse de o kahkaha ve o “Kuzucuklarım” hitabı hâlâ hafızalarımızda yankılanıyor.
Hababam Sınıfı’ndan Neşeli Günler’e, Bizim Aile’den Gülen Gözler’e… Adile Naşit, tonton anne, tatlı dili teyze rolleriyle sinema perdesinde ve ekran başındaki herkesin kalbine dokundu. Yoğurtçuya, yorgancıya, mahalledeki insanlara öpücük yollayan; birçok rolüyle iz bırakan bir sanatçıydı.

Filmleri ve masallarıyla büyüyen nesiller, onu kaybettiğinde sadece bir oyuncuyu değil, çocukluklarının sıcaklığını, güvenini ve aileden birini yitirmiş gibi hissetti. Çünkü bazı oyuncular sadece canlandırdıkları karakterlerle değil, bize sevgiyi öğretme biçimleriyle de sinema tarihine kazınır.
Adile Naşit tam da onlardan biriydi: Gülüşün ardındaki kalp. Adile Naşit!

Kuzucuğun Esra,

Özlemle ∞

Yeşilçam’a Bir Saygı Duruşu: ADİLE