Bir ülkede 62. kez yapılan uluslararası festival var ama o ülkenin kültür bakanlığı bunu görmüyor, duymuyor, umursamıyor.
Ama T.C. Kültür Bakanlığı ve TRT destekli birçok film festivalde yarışıyor.
İyi ki festival yönetmeninde değilim. Daha katı tavır koyardım bu konuda.
Antalya’ya ayak basar basmaz dönüşe dek aldığım notlar:
-Bir festivale yarısında katılmak, bir filmin ilk yarısını kaçırıp 2. Yarısına yetişmek gibi.
-Otelde, gösterim salonlarında, panellerde karşılaştığım yazarlar, yönetmenler, oyuncular çoğunlukla genç ve tanımadıklarım. Onlar adına içimden geçen cümle şu “Maalesef filminiz dağıtım yüzü göremeyecek!”

–Nilgün belgeseli üzerine başlı başına bir yazı yazılmalıydı, yazanlar da oldu. Benim notlarım travmaların sanatçı kişilerde olağanüstü üretkenliğe dönüşmesi. Sıra dışı bir yaşamın sıra dışı bir vedası. Hakında hiçbir şey bilmediğim bir şairi sevdirdi belgesel.

–Kanto filmi TRT destekli… Sinan Albayrak ismi TRT desteğini getirmiş algısı yaratıyor bende. Suya sabuna dokunmayan konulardan biri daha. Yaşlılık, bakım, çelişkiler…

–Erken Kış filmi çıkışında (Özcan Alper’i tanımam ve sevmemden dolayı) “En İyi Filmi alır” dedim. Alamadı. Diğer filmleri görmeden duygusal bir yorumdu zaten. Alanım olan psikoloji filmin tamamında ağırlıklı faktördü. Annelik içgüdüsü, cinsel dürtüler, süperego baskısı ve egonun arada sıkışıp kalması. Filme dair fotoğraflar ve müzik beni en etkileyenlerdi.
-Her sabah 2 saat yürüyüş yaptım. Ezel Akay ile karşılaştım. Scooter kiralamış spor yapıyordu.

–Parçalı Yıllar; kolay değildir 10 kişinin önünde soyunmak ve sevişir gibi yapmak. Bir zorluğu daha var. Sesli çekim olmadığından dublaj… Film işte bu dublaj sahnesi ile açılıyor.
-Necmi Yapıcı’nın oynadığı porno film yönetmeni bölümlerinin daha fazla olması halinde filmin hem gişesinin artacağı hem de filme tempo katacağı notunu düştüm. Çünkü ne zaman görünse salonda kahkaha ve alkış kopuyordu. (Necmi Yapıcı kötü adamı da oynasa sahneyi yükselten biri.) Ama filmin 20 dakika kısaltılması şart. Uzadıkça tempo düşüyor.
-Aytekin Akbaş, Sefa Önal isimlerine benzer isimler kullanılmış filmde. Agah Özgüç abimden bu döneme dair ne anılar dinledim ne anılar… Bir de kasetini vermişti. Dönem, çocukluk sinemalarımın dönemi. (Işıklar içinde uyusun)
-Festival salonlarındaki enerji ile gösterime girdikten sonra salon enerjisi farklıdır. Bu nedenle alkışlar, ortak tepkiler yanıltır. Film gösterime girdiğinde birbirinden alakasız insanları, mısır yerken telefona bakarken bulacaksınız. Bazen de en arka sırada öpüşen gençler olur…
SON NOT: Bir ülkede üretilen film sayısı ve yapılan festival arasında bu kadar uçurum olmamalı. Köy kasaba film festivali yapıyor. Bir açıdan olumlu gibi görünse de sonucunda sinemanın bir halk eğlencesi olmaktan hızla uzaklaştığını söylemeliyim.
Entelektüel görünen sinema yazarlarının seçkileri ile gişede rekor kıran filmler festivallerden uzak dururken, az kopya, bol festival ödülü ile çok yazar beğenisi alan filmler salonların kapanmasına giden süreci hazırladı.
Belediye Başkanı tutuklu bir şehrin festival yapabilme cesaretini tekrar alkışlıyorum.
Sevgiyle – dostlukla
