102 yıllık Cumhuriyet tarihinde 62 yıldır -kimi zaman kesintiye uğrasa da- marka değerini korumaya çalışan bir festivaldir Altın Portakal.

Film Festivali demek film izlemek, yeni tanışmalar demek, genç sinemacıların usta sinemacıların deneyimlerinden yararlanması, yarışmacıların ise heyecanla jürilerin kararlarını beklemesi, jürinin gözünün taaa merceğine bakmak demektir çokça!

62. Uluslararası Antalya Altın Portakalı benim için yarışmacı heyecanı dışında tam olarak buydu.

En baştan yazayım: Onlarca uzun metraj film, kısa film, belgesel, panel, konuk ağırlama, ulaşım, konaklama gibi keyifli görünen sürecin ardında “sanat” kelimesine rahmet okutacak bir zorluk vardır.

Çilek festivali de yapsanız sonuç değişmez. 

Ama burası Altın Portakal…

Yurtdışından gelenleri de unutmayın. Festivalin adının başında “Uluslararası” ibaresi var çünkü.

Başkanı tutuklu ve ne yapsa denetim için kapıda bekleyenlerin olduğu bir kurumda siz rahat olabilir misiniz?

Kapanışta izlediğim vekil konuşması ve duruşunu çok sevsem de “fazla abartma ve övme Nizam, yarın bir bakmışsın parti değiştirmiş!” derken buluyorum kendimi.

Yarışma filmlerine gelince…

Elbette birileri ödül alırken birileri ödül alamayacak. Ama ilk belgeselini çeken, ilk uzun metraj filmini yöneten, ilk kurgusunu yapanlar için “festivalde olmak” ayrıcalıklıdır.

Çünkü; “Ön Jüri” diye bir kavram var. Buna neden gerek var? 

Açıklayayım. Başvuran film sayısı o kadar çok ki, “Ana Jüri”nin bu filmleri kısıtlı sürede izlemesi ve değerlendirmesi olanaksızdır.

Ön jüri izler ve ana jüriye “Ödülleri bunlar arasından dağıt” der. 

Hangi filmlerin elendiğini hiç bilemeyiz. Bu nedenle ödül kazanamasa bile ön jüriyi geçmek bence “Şampiyonlar Ligi’nde Playoff” oynamak kadar değerlidir.

Basit yazıyorum yazılarımı.

Gelecek Türkiye’sinde nasılsa uzun okuyan kalmayacağı gibi ağdalı cümleler kuranlara da başka gözle bakacaklar!

Kendimi alıştırıyorum buna. İzlediğim filmlere bakınca da bunu görebiliyorum.

Yeni jenerasyon filmcilere abi önerisi: “Meslektaşlarınıza saygılı olun, festivalde yarışan diğer arkadaşlarınızın filminde haşır huşur sesler çıkarmayın, telefonda konuşup yanınızdakilerle lak lak edip, yarışma filmini sabote etmeyin!”

Sevgili Festival Yönetmeni Deniz Yavuz…

Geçmişten bugüne yaşam çizgini en iyi bilenlerdenim. Üretmek zordur ve üretene muhalif olmak kolaydır.

Seninle gurur duydum.

Boş ver gerisini!

Sevgiyle  – Dostlukla

PORTAKALLI FESTİVALİN ARDINDAN…