“Dünyanın çivisi çıkmış” olunca, her şey farklılaşıyor. Kaliforniya’da, deprem sonrası ne trafik kalıyor, ne standart yaşam, ne okul, ne iş, ne de umut. Sahi, umut biterse her şey biter, değil mi? Umudu üzmemek gerekir.

Filmi taşıyan, depremden çok çevre sorunları… Günümüzdeki gibi, bir yanda kuraklık yaşanırken aynı anda seller meydana geliyor; iklim değişikliklerini hemen her ülkede herkes yaşıyor. Evrenin yaşının ortalarında olduğumuzu bildiren bilimsel verilerin yanında, son saniyelerini yaşadığını iddia eden veriler de var. Matematikle buluşturarak yaşamı(n) nereden gelip nereye gittiğini açıkça anlatıyor. Öğretmeni küçük Chuck’a, yaşamı, başını ellerinin arasına aldırarak öğretiyor. Dedesi de aynı şekilde anlatıyor; anlayamamak için ancak “Bilal” olmak gerekir. Bizde de matematik böyle yaşamla iç içe anlatılsa kimse korkup kaçmazdı. Ancak matematik, anlaşılmaması için sevdirilmekten çok nefret ettirildi. Bunun bir anlamı vardır muhakkak. Eğitim Bakanlığına sorsak, yanıtsız kalacağı için önermeyeceğim bir şey.

Tersine dünya…

Film, sondan başa gidiyor. Gizemin temelini oradan alıyorsunuz. İşin içinde Stephan King’in kısa romanı (novella) olunca gerilim ve korku da ekleniyor. Filmde korku yok, ama izleyici kendi içinde bağlantılar kurdukça dünyanın (evrenin demek daha doğru olacaktır) geleceğinden korkuyor ister istemez. Gerçi bizim ülkemizde, bina girişine toplanan insanların üzerine polisin gazlı, coplu, kalkanlı saldırısı yaşandığı için korkmak uzak ihtimal. Yuvasını korumaya çalışan insanlara karşı yalnızca kendi çıkarlarını düşünen birinin, yaşlı, genç, hasta, engelli, kadın, erkek demeden polisi üzerlerine saldırtması (bu arada mülki amirlerle siyasi iktidarın kötücül yaklaşımını unutmamak gerekir) sonrasında yaptığı konuşmada “Biz bir bütünüz” demesi ne kadar gerçekçi; sormak gerekir.

Yeniden tanışmak…

Kendinizi ne kadar tanıyorsunuz? Kendinizle yeniden tanışmanız için filmin en ilginç, en duygulu, en sıcak sahneleri iki önemli karakterin -biri, anlamışsınızdır, Chuck- hiç bilmeden, daha önce hiç birbirlerini görmemişken dansları, aslında kendileriyle tanışmaları… Bir düşünün, duygulu ve ritmik bir müzikle bütünleşen dans sizi kendinizden uzaklaştırır ve bir bütün olarak kendinizi yeniden tanımanızı sağlar.

Ayrıntıları çok iyi dengelenmiş, ritmi neredeyse hiç düşmeyen (bir ara yavaşlasa da), oyunculukları başarılı “Chuck’un Hayatı” filminde anlatılan sizin de hikâyeniz. Önemli olan ne, etkileyici ve gizemli olan ne, hepsi bir arada…

19 Eylül’den başlayarak gösterimde…

Benzersiz ve Gizemli: “Chuck’un Hayatı”