Hüsamettin Cindoruk, “İsmet İnönü için ‘asker kaçağıdır’ diye bir söylenti yaydık, herkes inandı” demişti… Oysa herkes, daha ilkokuldayken, onun Kurtuluş Savaşı’nda, “Batı Cephesi Kumandanı” olduğunu, İnönü Savaşları’nı kazandığını öğrenmişti. Demek ki yayılan söylentiler, gerçekle çelişse bile inandırıcı olabiliyor. Daha yakın zamanda da Lozan Anlaşması’nın geçerliliğinin 100. yılında biteceği şayiası yayılmıştı da televizyonlar bile ikna edememişti o yalana tutunanları…

“Peki, bunun Süperman ile ne ilgisi var?” dediğinizi duyar gibiyim… Yeni bir yapımevinden çıkan yeni Süperman filminin ana mesajı tam da bununla ilgili. Bugün kime sorsanız, Süperman’i, en sevilen kahramanlardan biri olarak gösterir, hatta kimileri kendisiyle de özdeşleştirir. Hangi çocuk, bir örtüyü omuzlarına bağlayıp Süperman olmamıştır ki?
Bu kez, düşmanları, devletin yetkilileriyle birlikte basını da kullanarak Süperman’i hain ilan ediyor. Onca iyiliğini görenler bile hemen buruşturup atıyor onu. Biliyorsunuz; “Clark Kent” adıyla gazetecilik yapan, rahatça ortalıkta dolaşan, bir ihtiyaç halinde hemen olay yerine giden biridir Süperman. Bu kez, bir gazeteci sevgilisi vardır ve onun kim olduğunu biliyordur. Gazeteci sevgili, Süperman’i sorularıyla sıkıştırınca hemen kaçar. Kimse savunamaz onca iyilik yapan birini; sadece Malik dışında…

Bu hafta gösterime girecek olan “Gerçek Üstü” filminde vurgulanan algının belirleyiciliği, (https://sadibey.com/2025/06/30/gercek-politiktir-gercek-otesi/) Süperman ile kanıtlanıyor. Yukarıda örneklerini de verdim.
Sinemanın, ne kadar kurmaca da olsa, hayale de dayansa, hayatın beyazperdeye yansıması olduğu bir gerçek. Bu nedenle, filmi izlerken Türkiye’nin bugünüyle bağlantı kuracak ve izlediğinizin sadece bir kurgu olmadığını hissedeceksiniz. Keyifli seyirler…
