Açıklandığı şekliyle bildiğimiz 29 yıllık Mission Impossible/ Görevimiz Tehlike evreninin son filmi olan The Final Reckoning’te Ethun Hunt ve ekibini imkânsız gibi görünen son bir ölümcül maceranın içinde görüyoruz. 

Ancak burada şunun altını çizmemiz gerekiyor ki iki film olarak çekilen bu son bölümün 2023’teki ilk bölümü Dead Reckoning Part One daThe Final Reckoning de özellikle senaryo bakımından Rogue Nation & Fallout filmlerinin hayli gerisinde kalıyorlar. Anlaşılan o ki pandemi dönemi ve sonrası yapay zekanın tüm dünyada ayyuka çıkmasıyla birlikte son filmde fiziki olarak insan bir kötünün değil de tüm dünyada üçüncü dünya savaşı başlatacak olan Entity’ninbir varlık olarak villian olması görece akıllıca verilmiş bir karar gibi görünürken bu iki filmle birlikte bu kararın ne kadar yanlış olduğunu görüyoruz. 

Tom Cruise plays Ethan Hunt, Pom Klementieff plays Paris, Greg Tarzan Davis plays Degas, Simon Pegg plays Benji Dunn and Hayley Atwell plays Grace in Mission: Impossible – The Final Reckoning from Paramount Pictures and Skydance.

Eva Morales’in başarıyla canlandırdığı Gabriel’in Ethan Hunt karşısında baş kötü gibi görülmesinden öte tüm senaryonun Entity üzerine kurulmuş olması önceki filmlerdeki başarının gerisinde kalınmış olmasının başlıca nedeni olarak görülebilir.

Bu filmde özellikle ilk ve üçüncü filme yapılan akıllıca göndermeler son derece önemli. Lakin üçüncü filmde Türkçeye çevrilmiş haliyle tavşan ayağı olarak adlandırılan cismin bu filmin en önemli ayağı olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Ancak The Final Reckoning üzülerek söylemeliyiz ki özellikle ilk yarısında hayli yalpalayarak ilerliyor ve gerçekçi durmayan diyaloglar ve bazı gülünç denilebilecek sahneler ve oyunculuklarla seriyi bir hayli aşağıya çekiyor.

Tom Cruise and Director Christopher McQuarrie on the set of Mission: Impossible – The Final Reckoning from Paramount Pictures and Skydance.

Burada ikinci yarıdaki uzun denizaltı sekansının film için adeta bir can simidi şeklinde imdada yetişmesi ise ikinci yarıda filmin önemli ölçüde toparlamasının da önünü açıyor. Entity’deki yapay zekâ odaklı senaryo problemi filmin tamamına yayılmış olmasına karşın denizaltı sekansıyla birlikte kendimizi yeniden Mission Impossible evreninde buluyor ve yolumuza bu şekilde devam etmesini biliyoruz. 

Önceki filmde Rebecca Ferguson’ın canlandırdığı Ilsa Faust karakterinin hayli sürpriz şekildeki kaybının yerini bu filmde Grace karakteriyle Hayley Atwell kendince doldurmaya çalışırken Simon Pegg, Ving Rhames, Pom Klementieff de akılda kalıcı performanslarıyla filmde önemli yerler tutuyorlar.

Aksiyon sahneleri de ikinci yarıda daha çok kendini gösterirken izleyici olarak elbette 5. ve 6. filmleri gözlerimiz aramadan edemiyor. Buradaki başlıca sebebin ise pandemi süreci olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Adeta pandemi öncesi ve sonrası olarak okuyabileceğimiz Mission Impossible filmleri aslında sinemada seri filmlerin en yerleşmiş kalıplarından olan kötü devam filmlerinin başlıca karşıtı olarak görülmeyi hak eden de bir seri olarak kabul edilebilir. 

Hatta daha da ileri giderek eleştirmen yorumları ve puanlar olarak serinin en düşük filmlerinin ilk üçleme olması da bu serinin ne kadar ilginç bir yol izlediğini bize göstermektedir. 4. filmle birlikte yapılan atılım, özellikle 5, 6, ve bu son iki filmin yönetmen koltuğundaki Christopher McQuarrie’nin yadsınamaz derecedeki muazzam başarısı Dead Reckoningfilmleriyle birlikte ister istemez çöküyor. 

Tom Cruise ile olan neredeyse kusursuz ortaklıkları sayesinde geldiğimiz bu noktada seri aslında finaliyle veda filmi değil, kısa bir ara verir gibi bağlanıyor. Bütün bunlara rağmen 32 yaşında bir insan olarak adeta bu seriyle büyüyen bir nesil için ne olursa olsun Mission Impossible çok başka bir yerde. 

Greg Tarzan Davis, Christopher McQuarrie, Lucy Tulugarjuk, Simon Pegg, Rolf Saxon, Pom Klementieff and Hayley Atwell on the set of Mission: Impossible – The Final Reckoning from Paramount Pictures and Skydance.

Özellikle sinema endüstrisindeki devrimsel değişimlerin, aksiyon sinemasının geldiği noktayı da düşündüğümüzde bu filmlerin adeta sinema okullarında gelişim derslerinde anlatılacak nitelikte olduklarına dair de şüphe yok. 

Sinemanın ölmeye başladığının söylendiği günümüz koşullarında bir Mission Impossible filmini sinemada izlemek hâlâ çok güzel bir deneyim ve Tom Cruise da ömrü vefa ettiği sürece bizi Ethan Hunt’tan mahrum etmeyecek gibi duruyor. Tek ve en büyük dileğimiz ise özellikle son iki filmdeki John Wick’leşme olasılığının derhal bertaraf edilerek Ethan Hunt’ın zekice senaryolardaki insani özelliklerine geri dönüş yaparak aksiyon sinemasının görece klasik kuralı olarak realizmden fazla uzaklaşılıp istismar edilmemesi.

MISSION IMPOSSIBLE / THE FINAL RECKONING: SON MU YENİ BİR BAŞLANGIÇ MI?