Herkese tekrar merhabalar. Bu yazımızda siz okuyucularımıza basın gösterimi vesilesiyle izleme şansı bulduğum, ülkemizde bu Cuma vizyona girecek olan Riff Raff (Ayak Takımı) filminin analizini yapmaya çalışacağız. Yazı spoiler içerebileceğinden filmi izlemeyenlerin okumamasını tavsiye eder, filmi izleyenlere ise iyi okumalar dileriz.
Eski karanlık hayatından elini eteğini çeken emektar tetikçi Vincent yazlık evinde bir gece eski eşinden olan oğlu Rocco ve onun hamile sevgilisi Marina ile karşılaşır. Bu karşılaşma bambaşka olaylara gebe olmasının yanında Vincent’ın ve yeni ailesinin de hayatını kökten değiştirecektir.
Riff Raff, başından itibaren seyircisini içine almayı kolaylıkla başarabilen bir film olarak göze çarpıyor. Ana karakterlerden olan DJ’in yer yer anlatıcı olarak katkı yaptığı film, absürt senaryosu, senaryodaki delikleri ustaca kapayan yerinde flash-back sahneleriyle izleyicinin filmden kopmasını engellemeyi başarırken kara komedi öğelerini de başarılı bir şekilde kullanmasıyla hayli keyifli bir seyirlik sunuyor.
Hiçbir şekilde izleyiciyi yorma amacı gütmeyen, tamamen güncel, ana akım bir iş olan Riff Raff’ın en büyük problemi ise aslında son derece akıcı ve boşluk olmadığı düşünülen senaryosunda yatıyor. Filmin kadına bakışında ciddi anlamda problem olduğunu söyleyebiliriz. Mafya hikâyesi olmasından mütevellit böyle olabileceği tahmin edilebilecek olan senaryo bir noktadan sonra bizleri birkaç kelam etmeye sevk edecek kadar bu konuyu ön planda tutmasıyla türdeşlerinden ayrılıyor.

Ana karakter Vincent’ın eski eşi Ruth, filmin en önde gelen komedi unsurlarından biri olarak da okunabilecek bir karakter iken alkolik olmasından ötürü sürekli sarhoş olması, son derece patavatsızca ve küfürlü konuşmalarıyla filmdeki en dominant kadın karakter olurken mizojiniye kayabilecek anlatının fitilini ateşliyor.
Öte yandan Vincent’ın ilişkileri sorunlu olan büyük oğlu Rocco’nun yakın geçmişte yaşadığı bir tek gecelik ilişkideki partneri olan Blonde adlı genç kadınla yaşadığı olaylar ise Me/too hareketine cevap niteliğinde yazılmış bir alt hikâye olarak okunabilecek seviyede.
Gerçekten de suçu olmadığı halde haksız yere tutuklanan Rocco’nun yaşadıkları Me/too sürecinin başından bugüne değin “Yeter artık biraz da biz erkekleri dinleyin” şeklinde bir yere evrilirken komedi öğelerle bezendiğinden ötürü seyirciyi bu konuda pasifize etmeyi belki hedeflemese de bunu başarıyor. Burada bir diğer önemli nokta da yine filmin önemli karakterlerinden Marina’nın hamileliği. Film aslında burada Marina’nın doğacak çocuğunu kız yaparak bir nevi kendini aklayabilme yolunu seçebilecekken bebeğin cinsiyetini de erkek yaparak kurulu düzenin devamının taşlarını döşeme görevi görüyor.

Finalde hep birlikte mutlu bir aile tablosu çizilmesine karşın tüm yalanların ortaya çıkması ve şiddetin de ayyuka çıkmasıyla birlikte filmin erkek karakterleri bu son yaşananlarla birlikte yanlışları, hatalarıyla affedilerek kendilerini aklamayı başarırlarken Ruth, Marina, Sandy gibi kadın karakterler de “Her şeye rağmen”e sığınarak geçmişe bir sünger çekip yeni doğan bebekle birlikte yeni kalabalık ailenin “mutlu” temellerini atıyorlar.
Filmin başından sonuna kadar aileye bakışta iki farklı karakter üzerinden ilerlemesi de aslında zenginleştirici bir özellik olarak görülebilir. Bir yandan Rocco’nun Vincent’la olan problemli baba oğul ilişkilerine göz atarken diğer yandan da filmin baş kötüsü Hannigan’ın aynı zamanda iktidarsız olan oğlu Johnny ile olan sorunlu ilişkisine de şahit oluyoruz. Riff Raff finaliyle birlikte parçalanmış ailenin bir araya gelmesiyle kendisini tamir ediyor.
Riff Raff’ın referanslarına gelirsek Tarantino’nun birbirinden absürt ve karakterlerini bir şekilde birleştirici senaryo kalıplarından etkilendiği aşikâr olan Riff Raff, bana en çok Skip Woods’un 1998 yapımı sürpriz filmlerinden Thursday/ Perşembe’yi anımsattı. Riff Raff bir günde değil birkaç günde geçen bir film olsa da absürtlüğü, hikâyelerin birbirine yakınlığı ve kara komedinin şiddetle başarılı bir şekilde harmanlanışıyla net bir şekilde Thursday’a selam çakan bir film olarak okunabilir.
Oyunculuklara geldiğimizde ise yaşlı kurtlar Ed Harris & Bill Murray ikilisi filmin lokomotifleri olurken DJ rolündeki genç oyuncu Miles J. Harvey komik görüntüsü ve samimi oyunculuğuyla geçer not alırken Jennifer Coolidge, Emanuela Postacchini, Gabrielle Union ve Pete Davidson da akılda kalıcı oyunculuklar veriyorlar.
