“Bir devletin görünmeyen gücü istihbaratıdır.” demişti bir istihbarat emeklisi büyüğüm.

İsrail’in Altı Gün Savaşları’ndaki başarısını detaylı anlatmıştı. 

Bizden de bir şeyler söyledi ama “Aramızda” dediği için yazamıyorum.

İstihbaratçı geçinen çok insanın öyle olmadığını bilirim, aksi halde zaten istihbaratın yüz karası olurlardı. 

Farkında mısınız bilmem, Kara Torba Operasyonu filmine dair yazıyorum aslında. İngiliz gizli servisi içinde çok özel bir hücre. Derin devlet gibi. Ama değil. Her hücre ülke çıkarlarına hizmet eder. Rusların kendi nükleer santrallerini hacklemesini ve savaşa haklı neden oluşturmasını planlayan bir hücre lideri. Bunu öğrenen hücre üyesinin dinsel nedenlerle bunu sızdırması (Burası çok komik değil mi?).

Sokakta bir bomba patlıyorsa bu da ülke çıkarınadır aslında. Evet tahmin ettiniz. Başkanlık seçimi öncesi ne çok bomba patlıyordu. Yine bir istihbaratçı büyüğümün dediği gibi “Boğazda çarpışan iki tankerin tesadüfen çarpışmadığını bilmelisin.”

Peki nedir istihbaratçı dediklerimizin karakteri? 

Şüpheci, kesinlikle obsesif, güvensiz, huzursuzdur; çoğu satrancı iyi oynar. Çoğu yabancı dil bilir ve çoğunun ailesi onun ne iş yaptığını tam olarak bilemez.

Anatomik rahatsızlıkları da vardır. Örneğin ülser… Bunca gerginliğe normal değil mi? Sonra cilt bozuklukları (Psikosomatik nedenler). 

Filmi güzel kılan da bu. Ana karakterlerin birbirine güvensizliği, sürekli tedbirli olmaları, oyun içinde oyun ve aile içi sadakatin sorgulanması ile hücre içi çatışmada daha akıllı olanın vatansever çıkması.

Güzel kadro, yönetmeni söylemeye gerek yok zaten…

Hafta sonu fırsat bulursanız kaçırmayın.

Sevgiyle – Dostlukla

KARA TORBA: FARKLI BİR OPERASYON