Herkes Bob Dylan’a sürekli, ilhamının nereden geldiğini sorar. 

Bu sorudan o kadar sıkılmıştır ki artık nefret etmeye ve insanlardan kaçmaya başlar. 

Biryanıyla gerçekten saçma bir sorudur bu. 

“Tanrının nerede yaşadığını biliyor musun?” 

“Hayır!”

O zaman böyle sorular sormayın, size yakışmıyor!

Sanatta yaratıcılık özelliği maalesef her sanatçıya mahsus değildir. Çoğu sanatçı vasat ya da vasat altı olduğunu kabul edemez. Bu yüzden vasatlar yaratıcı sanatçılara kıskançlıkla birlikte öfke duyarlar. Bunun sinemada en güzel örneği Polonski’nin Amadeus filmidir. 

Filmde Salier’i yetenekle birlikte yaratıcılığın başka bir boyutunu görür Amadeus’ta. Günlerce bestelemeye uğraştığı besteyi Amadeus sadece bir kez duyar ve piyanonun başına oturup bestecisinin ıkına sıkına çaldığı müziği ondan daha iyi çalar ve hemen ardından o bestenin farklı ama ilkinden daha güzel versiyonlarını aynı ustalıkla sıralar. 

Amadeus’un bu yaratıcı özelliği ve ustalığı onun sonunu hazırlar.

Dylan’dan Amadeus’a hızlı bir geçiş yaptık ama onun başına gelenler de düşük yoğunluklu bir Amadeus olayından başka bir şey değil aslında.

The Complete Unknow filminin iki temel soru vardır; ilki az önce bahsini ettiğimiz yaratıcılık ve ona karşı duyan aşırı kıskançlık. Bir diğeri ise değişimin karşısında hiçbir şeyin duramayacağı gerçeğidir.

Gelenekler ve geleneksel sanatlar yapısı gereği muhafazakâr öze sahiptir. Uzun yıllar toplumun kabul ettiği normlarda üretilmeli ve tüketilmelidir. Yoksa ritüelinden bir şeylerin kaybolacağı, değerini yitireceğine inanır insanlar.

Folk Müzik ve Şehir Kültürü

Bob Dylan folk müziğine henüz saz ekibini ve elektro gitarı getirmeden şarkı sözleri ve söyleme biçimiyle Amerikan Folk müziğinde ciddi bir değişim getirmiştir. Kırsal yaşamı, yoksulluğu, sevgi arayışını, büyük kentte kaybolmayı hikâye eden şarkıların yerine yaşadığı çağın çelişkilerini, ölüm korkusunu, siyahlara uygulanan şiddeti, başkaldırıyı ve daha geleceğinden kimsenin haberinin olmadığı devrimci eylemleri işaret eder. 

Bu yanıyla Bob Dylan şarkı sözlerinin özüyle folk müzikte zaten bir devrim başlatmıştır.

O yıllarda hiçbir folk şarkısında Master of War ya da A Hard Rain’s A Gonna Fall ya da Blow’in the Wind şarkı sözlerinin yanından geçen bestelere rastlayamazsınız.

Çünkü Bob Dylan gerçek adıyla Robert Allen Zimmerman hayata kırsalda değil büyük şehirden bakarak folk müziği yapar. 

Folk Müziği anlamını, Türkçedeki karşılığı Halk Müziği’dir. Türkiye’de halk müziğinin temsilcileri Aşık Veysel, Aşık Mahsuni, Neşet Ertaş, 1960 yılların meşhur isimi Nuri Sesigüzel ve Nesimi Çimen’dir. 

Türkiye’de Halk Müziğine elektro sazın, elektro bağlamanın girdiği dönemdeki tartışmaları hatırlayanlar var mı?

Bunun babasını uygulayan Orhan Gencebay’dır. Ancak elektro bağlamayı ilk kullananlardan biri İsmet Topçu’dur. Almanya’da beş yıl gitar eğitimi aldıktan sonra bağlamanın Klasik Batı müziğini icra etmede bir telinin eksik kaldığını düşünerek bir grup tel daha ekler ve dört telli elektro gitar ortaya çıkar.1  

Bir diğer rivayeti ise Martin Stoke 1998 yılında yazdığı Arabesk Olayı adlı kitapta anlatır. 

“Elektro bağlamanın icadı hakkında Martin Stokes, kesin bir isim olmadığını söylemektedir. Ancak Youtube’ta 2019’da yapılan tarama sonucu, elektro bağlamayı ilk olarak Erkin Koray’ın, bağlamada bir gün ihtiyaç duyulacağını düşünmesiyle, şablonunu çizerek Şemsi Yastıman’a yaptırdığı ve bizzat kendisi tarafından sahnede kullanıldığını belirten bir röportajına rastlanmıştır.

Stokes, Türkiye’de Arabesk Olayı isimli kitabında, bağlama yapanlar ve bağlama çalanlar, 1970’lerde ticari birçok kez kayıtlarda elektro kullanımını yaygınlaştıran ilk müzisyenler olarak Ragıp Akdeniz ile Kazım Alkarı’ın isimlerinin zikredildiğini ifade eder.”2

Elektro sazın, elektro bağlamanın halk müziğini dejenere etmeye çalışan şehirli züppeler tarafından icat edildiği bir gerçek! Ancak Türkiye’de bu elektro saz/bağlama kültürünün hızlanın arabeske kültürüne kaydığını söylersek malzemedeki değişimden daha önemlisinin özdeki değişimin olduğunu söylemek daha doğru olur. 

Halk müziğinin hoyrat, mizahi, acılı ve zaman zaman oynak havasını arabeskin yeis duygularına mağlup olur.

1960 ile 1970 yılları arasında Türkiye’de halk müziğinin değişiminde köyden şehre göçenlerin ritüellerinin değişiminin etkisi vardır. Düğünlerde, nişanlarda, konserlerde ve bazı yöresel toplantılarda müziğin ses seviyesinin yükseltilmesi gereksiniminden elektro aletlerin müziğe girdiği iddia edilir.

Şimdi yeniden Bob Dylan’a dönelim. 

Hikâyeyi Değiştirmek

Daha öncede söylediğimiz gibi Bob Dylan Amerikan Folk müzikte anlatılan hikâyeleri değiştirir. Ancak sahnede tek gitar ve ağız armonikası dışında başka bir enstrümanı yoktur. Rock müzik yükselirken bu müziği yapan sanatçıların kullandığı enstrümanların diğer müzik türlerini etkilememesi zaten düşünülemezdi.

James Mangold’un filmi de tam da bu nokta üzerine, muhafazakâr folk şarkıcılarının kendi alanını koruma refleksi, bilinci ve direnci üzerine duruyor filmde.

Oysa yaratıcılığın ve değişimin önünde durulamayacağı deneyimle sabittir!

Dylan folk müzikte içeriği, şarkı sözlerinin özünü değiştirdikten sonra biçimsel olarak değişime gitmesi de kaçınılmaz olur. 

Yaşanılan mekân değişince, kaçınılmaz olarak sound da değişecektir.

Başka bir deyişle üretim biçimi ve kapitalist ilişkiler farklılaşınca bu yapacağınız sanatınıza da sirayet eder. 

Dylan’daki ilhamın nereden geldiği sorusunun yanıtını da aslında budur. Ama diyeceksiniz ki folk müzik yapan diğer şarkıcılar da şehirde yaşıyor. Ama Dylan onlar gibi geleneksel aile ilişkilerini sürdürmüyor ve kendine rehber aldığı Woody Guthrie’nin söylediği This Land İs Your Land şarkısını sadece ilk albümünde söyledikten sonra I think you will find, When your death takes its, All the money you made, Will buy back your soul, diyecektir.  

İşte şehirde tam olarak bilinen gerçek budur! 

Folk müzik protest müziğe dönüşmüştür!

Son yıllarda izlediğim müzisyen biyografilerini konu edinen filmler arasında The Complete Unknow birçok açıdan daha çarpıcı, dönemin atmosferini ve folk müzik kültürünü değişimini, gelişimi yansıtması anlamında son derece sade ama yazının başından beri bahsini ettiğimi temel iki konuyu hakkını vererek anlatıyor.

Fakat Bob Dylan’ın hikâyesinin başka bir bölümünü bilmek istiyorsanız Martin Scorsese’nin 2019 yılında gösterime giren Rolling Thunder Revue / A Bab Dylan Story belgeselini izlemenizi tavsiye ederim. 

Ancak o zaman filmde Bob Dylan’ın sık sık sirk panayırında şarkı söylediği rivayetinin aslında onun müzisyenlerden oluşan böyle bir panayır ekibi kurma hayali olduğunu anlayabiliriz.

1. Ahmet GÜNDÜZ, Songül KARAHASANOĞLU, KÜRESEL-KÜYEREL BİR ÇALGI: ELEKTRO BAĞLAMA, İdil Dergisi, Mayıs 2020

2. Ahmet GÜNDÜZ, Songül KARAHASANOĞLU, (a.g.y.)

The Complete Unknow: İlham Nereden Geldiği Bilinmeyen Cehennemi Armağandır