Suna Akın, bizim tanıdığımız, bildiğimiz adıyla Filiz Akın sessiz sedasız aramızdan ayrıldı.

21 Mart günü hayatını yitiren Filiz Akın, isteği üzerine sadece aile yakınlarının katıldığı bir cenaze töreniyle toprağa verildi. 

Birçok sinemacı gibi onu da kanser hastalığından kaybettik. 

Yeşilçam sinemasının en önemli kadın oyuncularından biri olması yanı sıra Filiz Akın zarif kişiliği ve tevazusuyla da birçok insanın sevgisini kazanmış bir oyuncuydu.

Kuşağının kadın oyuncularının yaşadığı talihsizliği Filiz Akın da yaşadı ve maalesef en olgun döneminde oyunculuğa devam edemedi ve film setlerinden ayrı kaldı.

Filiz Akın’ı en son Okan Uysaler’in 1980 yılında TRT için yönettiği, Rutkay Aziz’le başrolü paylaştığı Geçmiş Bahar Mimozaları adlı diziyle hatırlıyoruz. 

Bu dizi filmden yaklaşık 22 yıl sonra, özel bir televizyon kanalı için çekilen Gün Akşam Oldu adlı bir televizyon dizisinde yer almış Filiz Akın. Ancak o dizi reytingi yüksek olmadığı için beş ya da altı bölümden sonra gösterimden kalkmıştı. 

Filiz Akın’ın bu kadar uzun süre sinema ve televizyon dizilerinden uzak kalmasında Türker İnanoğlu’nun etkisi ne kadardır bilinmez. 

Ancak açık olan bir şey varsa birçok kadın oyuncunun benzer talihsizliği yaşadığıdır. 

“Filiz Akın ile Türker İnanoğlu’nun ilişkisi de oyuncu ve yapımcı ilişkisidir. Akın, Yeşilçam’ın kadın yüzleri arasında daha çok Kuzeybatı Avrupalı bir ifadeye sahiptir. Bunda sarışın olmasının, şehirli kadın imajını üstüne giymesinin etkisi büyüktür; ama asıl farklılığı, dönemin birçok oyuncusuyla kıyaslandığında eğitim düzeyinin daha yüksek olmasıdır. Kolej eğitiminden sonra arkeoloji okumuş, bir yandan da çalışmaya devam etmiştir. Artist dergisinin oyunculuk yarışmasını kazanarak sinema hayatına atıldığında, dönemin kadın oyuncuları gibi melodramlarla oyunculuğa başlar. 1962 yılında ilk filmi Akasyalar Açarken’de dönemin jönü Göksel Arsoy’la rol alırken Akın’ın oyunculuğa başlamasında Memduh Ün’ün ısrarı önemli bir etkendir. Filiz Akın, melodramlar ve dönemin romantik komedi filmleriyle Yeşilçam’da yer edinse de Fatma Girik, Hülya Koçyiğit ve Türkan Şoray gibi taşralı kadın rollerine pek gitmez, o daha çok Zoraki Milyoner gibi Hollywood filmlerinin taklitleri ile salon filmlerinin Batılı kızı ya da sokak şarkıcısı olarak akılda kalır. 

Filiz Akın’ın filmografisi, Türker İnanoğlu’yla birlikte olduktan sonra değişir; oğlu İlker’in doğumundan sonra Chaplin’in Yumurcak’ından esinlenerek analı-oğullu, filmlerde oynamaya başlarlar; Yumurcak Köprüaltı Çocuğu, Yumurcağın Tatlı Rüyaları, Yumurcak Küçük Şahit gibi hikâyesi Hollywood ve Avrupa sinemasından uyarlama filmlerle birlikte aşk filmlerinin acı çeken kadını rollerini de üstlenir. Filiz Akın’ın Yeşilçam’daki oyunculuk kariyeri 1975 yılında henüz en verimli çağında biterken 1974 yılında Yücel Çakmaklı’nın Memleketim filmiyle en önemli filmlerinden birini gerçekleştirir.” (Rıza Kıraç, Kifayetsiz Pastoral, s.97-98)

Filiz Akın’ın Ardından